Ana içeriğe atla

TEKNOLOJİK YALAN SALDIRILARI.



TEKNOLOJİK YALAN SALDIRILARI.


Sevgili dostlar,

Hafif serin yaz havalarını çok severim çünkü sakinleştirici ve rahatlatıcı etkisi vardır. Bugün İzmir’deki havada aynen böyle serin ve dinlendirici. Ege Üniversitesinde yeşillikler içinde güzel bir ofisim olduğunu da düşünürsek bugün kendimi çok rahat hissetmem lazım ancak ne yazık ki pek rahatlayamıyorum.

Bazen kendimi karşıdan kocaman kasırga bulutlarının yaklaştığı denizde yüzen bir geminin güvertesinde etrafında umarsıza eğlenen ve kendi önemli saydıkları işleriyle uğraşan insanlara “kafanızı kaldırın da karşıya bakın kocaman bir kasırga geliyor ve acilen önlem almanız lazım” diye boş yere bağıran bir insana benzetiyorum.

2001-2007 senesi arasında yüzlerce makale yazdım ve on binlerce insanımıza ulaşarak Türkiye'nin bugün tepesine binen birçok canavarın uzaktan gelmeye başladığını anlatmaya çalıştım. Kimse beni dinlemedi. Yetmedi iki kitap yazdım. Hatta ikinci kitabımın ismini daha 2006 senesinde “Türkiye Dönüştürülürken” koydum kimse anlamadı. Sonrasında yaşanılanları anlatmama gerek yok.

Bugün de benzer bir durum içindeyiz. Psikoloji bilimi gelişen teknolojiyle de birleşerek artık nükleer silahlardan çok daha tehlikeli silahlar üretmeye başlamıştır ancak biz hala tank ve topla kendimizi savunabileceğimizi sanıyoruz. Artık şunu anlamak gerekir, bugün Psikolojik harp teknikleri o kadar gelişmiştir ki gerekirse tek bir mermi sıkmadan kocaman ülkeleri ve içinde yaşayan insanları köleleştirmek mümkündür.

Bakınız size şimdi sadece tek bir örnek anlatacağım.

Psikolojik harp saldırılarından en önemlilerinden biri Dezenformasyon yani teknik yalan üretimi süreci ve bunların “habere” dönüştürülerek kitlelerin yönlendirilmesidir.

Şimdi size adım adım bu iş nasıl yapılır tarif ediyorum.

BİRİNCİ ADIM: Hedef Belirleme

Öncelikle Psikolojik Saldırı Yapılacak kişi veya insan grubu belirlenerek hedefe alınır. Bu hedef hakkında meta data denilen her tür bilgi ve veri özel bilgisayar programları tarafından çeşitli veri tabanları ve açık kaynaklar kullanılarak elde edilir.
Hedefin sosyal medya paylaşımlarından, eczaneden aldığı ilaçlara kadar pek çok bilgi tek bir analiz dosyası altında birleştirilir. Örneğin hedefiniz tek bir kişiyse onun tam psikolojik profili çıkartılır ve tüm zaafları program tarafından ortaya konur. Hedefiniz bir insan grubuysa onlarında manipüle edebileceğiniz ve duygusal duruma sokarak eylemlere yönlendirebileceğiniz psikolojik açıkları elde edilir. Kısacası bilgi güçtür. Hakkınızdaki en önemsiz görünen bilgi bile sizin aleyhinize kullanılabilecek bir zaafa dönüştürülebilir. Örneğin sosyal medyada sildiğiniz kendi yorumlarınız bile sizin korkularınız ve değerleriniz hakkında büyük ipuçları verir. (Evet, bilgisayar ortamına koyduğunuz hiçbir şey silinmez siz sadece sildim zannedersiniz, on yıl önce kullandığınız bir bilgisayarda sildiğiniz ufacık bir resim bile eğer zamanında bir kere bile internete bağlanmışsanız bulunabilir)

İKİNCİ ADIM: Yalanın hazırlanması

Hedef belirlendikten sonra tüm bilgiler bu iş için üretilmiş özel yazılımlara yüklenir. Bu robot yazılımlar hedefi etkileyecek görsel ve yazılı materyalleri üretmeye başlarlar. Örneğin hedeflediğiniz kişi şu an milletvekili aday adayı ve adaylığı kesinleşirse kazanma ihtimali yüksek. Yalan üretim robotları bu kişinin otuz sene önce çalıştığı işyerinde yan masasında oturmuş bir iş arkadaşının sonraki yıllarda yasa dışı ilişkiler içine girdiğini veri karşılaştırmasıyla tespit eder. Daha sonra bu kişi hakkında “ X partisinin milletvekili adayı Y’nin ünlü uyuşturucu tüccarı Z ile arkadaş olduğunu biliyor muydunuz ?” türü vurucu bir yalan üretir. Otomatik program o kadar çok detay verir ki bu kişinin en yakınları bile hazırlanan habere inanabilir. İnsanlar her zaman çok detaylı bilgilerin doğru olduğunu düşünürler.

ÜÇÜNCÜ ADIM: Yalan haberlerin pozisyonlanması

Yalan haber mermileri hazırlandıktan sonra sıra onları ateş etmek için namluya sürmeye gelir. Bu iş için hazırlanmış özel mini programlar yazılı veya görsel yalan haberleri Internet ortamına sürmeye başlarlar. Sosyal medyada gerçek görünümlü ama aslında “bot” denilen ve bilgisayar programları tarafından yönlendirilen bir ton sahte profil vardır. Örneğin sizin tweetlerini heyecanla takip ettiğiniz bir profil aslında gerçek insan olmayıp bir bilgisayar programı olabilir. Bu tip milyonlarca sahte hesap Internet ortamında yerleşik haldedir. Hatta “troll” adı verilen saldırgan sosyal medya hesaplarının da bir kısmı aslında “insan” değil “bot” programlarıdır. Bunun dışında aynı anda on binlerce siteyi yayına sürebilecek botlarda vardır. Örneğin kışkırtılmak istenilen bir grubun tepki göstereceği bir yalan haber birkaç gün içinde kurulan yüzlerce “haber sitesi” görünümlü araçla o gruba ulaştırılabilir.

DÖRDÜNCÜ ADIM: Dezenformasyonun ilgili hedeflere gönderilmesi

Özel programlar tarafından belirlenen hedef kitlelere tam da onların dikkatini çekecek şekilde hazırlanmış veriler gönderilmeye başlanır. Örneğin dini bir azınlık grubunu kışkırtmak istiyorsanız onların en kutsal bildiği yerin saldırıya uğradığı yalan haberi bir anda bu grubun milyonlarca üyesinin sosyal medya hesaplarında gözükmeye başlar. Aynı anda whatsapp grupları üzerinden de yalan haberin konduğu video ve site linkleri paylaşılmaya başlanır. Kışkırtılmak istenen insanlar birkaç saat içinde dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar bu yalana maruz bırakılırlar. Bunu yapmak günümüzün teknolojik imkânlarıyla çok kolaydır. Bugün siz Google’dan bir şey arattığınız veya Facebook’unuza baktığınız zaman bile sistem sadece sizin ilginizi çekecek şeyleri gösterir.  Tabi dağıtılan yalan paylaşımlara tıklanma ve paylaşma sayısı arttıkça haber daha da büyük kitlelerle ulaşır. Bundan yirmi yıl önce 24 saat televizyon yayını yapsanız ulaşamayacağınız insan sayısına bugün birkaç saat içinde internet ve sosyal medya üzerinden ulaşmanız mümkündür. O telefonları elimize tutuşturan ve içine bedava kullanacağımız sosyal medya aplikasyonlarını koyanlar bunu tabii ki boşuna yapmamıştır.

BEŞİNCİ ADIM: İstenilen eylemin yaptırılması, sürecin bitirilerek sonuçların test edilmesi.

Yalan haberlerle hedef altına alınan kişi birkaç saat içinde köşeye sıkışmıştır çünkü kendini savunabilecek ve işin gerçeğini anlatabilecek imkânları yoktur. Daha da kötüsü zaten kendisine yapılan operasyonun da farkında değildir ve kendini nasıl savunabileceği konusunda bir bilgisi de yoktur. Hedeflenen gruplardaysa iş daha korkunçtur. Çünkü insan grupları belli bir aşamadan sonra akıllarını kaybeder ve mantıklı birey görünümünden çıkarak vahşi bir güruha dönüşürler. Yalan haberlerle kışkırttığınız bir insan grubunu her türlü şiddet eylemine yönlendirmeniz tek bir kişiyi yönlendirmenizden daha kolaydır. Operasyon bitip istenilen sonuç alındıktan sonra bu işi yapan on binlerce “bot” sosyal medya profili ve açılan “sahte haber siteleri” birkaç saatte ortadan kaybolurlar.
Şimdi çok basitçe birkaç sayfada anlatmaya çalıştığım operasyonların kabaca şekli budur. Tabi burada kullanılacak özel psikolojik telkin teknikleri, sosyal medyaya sürülen paylaşımlarda kullanılacak grafikler, renkler ve sesler gibi birçok incelik daha vardır ama işin özü budur.
Peki, şimdi durum buyken sizce bu konularda insanlarımız bilinçli mi ve yeterli önlemler alınmakta mıdır? Bu konularda televizyonlarımızda bilgilendirici programlar var mı? Devletimizin güvenlikle ilgili kurumları ve bu kurumlarda çalışanlar psikolojik operasyonlara karşı koyma konusunda ne kadar eğitim almışlardır? Medyamızda bu konularda insanları bilgilendiren köşe yazarlarımız nerede? Şu anda seçimlerde devletin yönetiminde söz sahibi olacağım diyen bir çok milletvekili adayımızın bu konularda bir bilgisi var mıdır? Seçim çalışmalarına yüzbinlerce lira harcayan ve günlerini gecelerini ayıran adaylarımız en azından bu konuda BİR GÜNLÜK eğitim almak için neden zaman ve para ayırmazlar? Bu kadar büyük tehlikeye rağmen insanlarımızdaki bu sahte güven nereden gelmektedir?

Kısacası tüm yaşamları ve planları birkaç yüz bilgisayarın birkaç tuşuna basılarak yapılacak ufak bir Psikolojik Harp saldırısıyla harap olabilecek kurumlar, şirketler, siyasetçiler , iş adamları  olası bir tehlikeye karşı hangi önlemleri almaktadırlar ? Buna cevap vereyim tabii ki almıyorlar. Çünkü umurlarında bile değil çünkü kendilerine “çoook güveniyorlar”.

Güven çok iyidir ancak altınızda at ve elinizde kılıçla bir tankın üstüne hücum edip onu yenebileceğinizi düşünüyorsanız bu yaşadığınız ruh haline “kendine güven” değil sadece “kendini kandırma” denir. İnsan en büyük zararı kendini kandırmaktan görür.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…

BİLGE SAVAŞÇININ NASİHATLERİ.

Bilge savaşçı bir akşam öğrencilerini bembeyaz mermerden yapılma okulunun geniş sütunlu giriş kapısı önünde toplayarak konuşmaya başladı.
"Bu akşam sizinle kendi yaşamımda öğrendiğim birtakım gerçekleri paylaşmak istiyorum ki üzerlerinde düşünebilesiniz.
İnsanların vicdanına güvenerek iş yapmayın çünkü birçok insanın vicdanı sandığınız şey üzerlerindeki toplum baskısından başka bir şey değildir. Eğer yakalanmayacaklarını ve ayıplanmayacaklarını bilirlerse size her kötülüğü yapabilirler.
Sizi korkutmaya çalışan bildiğiniz düşmanlardan korkmayın çünkü görebildiğiniz düşmanı yenebilirsiniz. Korkmanız gereken, varlıklarının farkında olmadığınız görünmez düşmanlardır.
Her masalın bir kötü canavarı bir de kahramanı bulunur. Eğer masallarda değil gerçek dünyada yaşamak istiyorsanız orada kötü canavarların ve kahramanların var olmadığını bilin.
Kara kalabalıklardan korkun. Çünkü kalabalığa karışan insanlar kendi karakterlerini kaybederek hipnotize olmuş bir şekilde tüm benliklerini o k…