Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

PATLAT VE YAK

Gizli operasyonlar terminolojisinde “Patlat ve Yak” olarak adlandırılan eylemler, operasyon düzenlenen ülkedeki sosyal ve ekonomik fay hatlarını tahrik ederek o ülkede “toplumsal depremler” oluşturmaya çalışır.
Bir ülkede bulunan etnik, dini ve kültürel her ayrışma, farklı araçlar kullanılarak kaşınır ve oluşturulan enerjinin şiddet hareketlerine dönüştürülmesi hedeflenir.
Zaten bu sebeple bu operasyonlara “Patlat ve Yak” ismi verilmiştir.
Bu tür hamlelerin başlangıç kısımlarında, bir takım sembolik hedeflere hücumda bulunularak halkın ilgili kesimlerinde reaksiyon üretilmeye çalışılır.
İlk olarak o ülkede farklı düşüncelere bağlı “sivil toplum örgütleri” veya farklı kesimlerden insan grupları tek bir hedefe yönelik eylemlerde bulunmaya teşvik edilir.
Örneğin o toplumda “kıyafet” ve “yaşam biçimi” üzerinden bir ayrışma varsa, bu ayrışmada kendisini en çok tehdit altında hissedecek olan kesimler kışkırtılmaya çalışılır.
Sokak eylemleriyle insanların sokağa çıkartılması önemlidir.
Bu…

KÜRESEL ISINMA ALGISI.

Sevgili dostlar,

İstanbul’da aniden yağan sert yağmur ve ceviz irisi büyüklüğünde dolu taneleri birçok yoruma sebep oldu.

Kimi aşırı sanayileşme sebebiyle ozon tabakasını yok ettiğimiz için atmosferin ayarının kaçtığını ve önlem alınmazsa iklim değişiklikleri sebebiyle başımızın büyük belalara gireceğini söylemekte.

Kimi bu tür doğal afetlerin Allah’ın bir uyarısı ve yoldan çıkmış insanlığa kendine gelmesi için atılan tokatlar olduğunu vaaz etmekte.

Kimi de bunların doğal olduğunu eskiden de bu şekilde iklim olaylarının gerçekleştiğini ve çok da büyütüp paniklemememiz gerektiğini tavsiye etmekte.

Bense şunu diyorum.

Algı yönetiminde “gerçek” değil insanların “gerçek olarak algıladıkları” önemlidir. Bu sebeple çeşitli psikolojik tekniklerle insanlar birçok şeye inandırılabilir ve inandırıldıkları şeylerin “kesinlikle gerçek” olduğunu var güçleriyle savunurlar.

Diyelim ki, mesela, bir varmış bir yokmuş…

Sanayileşme yüzünden küresel ısınma meydana geldiği ve insanların bundan zarar görd…

FATİH TERİM ALGISI.

Sevgili Dostlar,
Futbol başarısının yanı sıra Fatih Terim’in en büyük başarısı “Algı Yönetimi Prensiplerini” iyi uygulamasıdır.
Algı yönetimi “8 Psikolojik Prensibe” dayanır ve gördüğüm kadarıyla Fatih Terim bunların en önemlilerini çok etkin bir şekilde kullanmaktadır. Bunun eğitimini de Algı Yönetimi uzmanlarının danışmanlığını alan birçok profesyonel futbol takımı bulunan İtalya’dan aldığını düşünüyorum.
Fatih Terim kazara veya doğuştan “karizmatik” olmamıştır.
Karizması Algı yönetimi tekniklerini doğru şekilde kullanmasından kaynaklanmaktadır. Zaten bir çok alanda gördüğünüz “karizmatik” adı verilen kişilerin çoğu da bunu doğuştan getirmemiş sonradan aldıkları eğitimleri uygulamışlardır.
Bu sebeple Fatih Terim hiçbir zaman yüksek ücretlere iş bulmakta zorlanmamış ve başka teknik direktörlerin kariyerlerini bitirebilecek “hata” veya “kavgalardan” kolaylıkla sıyrılabilmesini bilmiştir.
Fatih Terim öncelikle kendi isminden bir marka oluşturmuştur.
Birçok teknik direktör çalıştıkları…

MÜFREDAT NE İŞE YARAR?

Bir ülkenin çocuklarının okullarda neleri öğrenecekleri, hangi bilginin öğrenilmeye değer ve işe yarar bilgiler, hangilerinin öğrenilmesi gereksiz ve işe yaramaz bilgiler olduğuna, kimler hangi kriterlere göre karar vermektedir?
Birbirinden farklı karakterlere, zeka seviyesine, refah düzeyine ve farklı bölgesel kültürlere sahip çocukların hepsinin de aynı bilgileri almasının faydalı olduğunun ve bunun işe yaradığının delilleri nelerdir ?
Onlarca yıldır PKK, FETÖ ve İŞİD gibi adını sayamayacağımız kadar çok terör örgütü ülkemizde kendine militan bulmakta ve  onların beyinlerini yıkamakta hiç zorlanmamıştır. Bu insanların kendi eğitimleri sırasında gördükleri eğitim müfredatları ve aldıkları bilgiler neden onların kandırılmasını engellememiştir ?
Çocuklara bilgi yüklemek mi önemlidir yoksa doğru bilgiyi öğrenebilecek, soru sorabilecek özgür düşünceli ve şüpheci insanlar olmalarını mı sağlamak gerekir?
Kendisine verilen tüm bilgileri sorgulamadan ezberlemeye alıştırılmış bireyler her t…

GİZEMLİ KUDÜS GEZİSİ.

1936 senesinde Amerikan Devletinin onayıyla bir grup Amerikan Senatörü Kudüse gitti.

Grubun sponsorluğunu Amerikanın büyük medya baronu ve o dönem Amerikada yayın yapan bir çok gazetenin sahibi trilyarder William Randolph Hearst yapmıştı.

Hearst Amerikada yalana ve atmasyona dayalı "Sarı Gazeteciliği" başlatan kişidir ve Adolf Hitleri Almanyada ziyaret edecek kadar arası iyidir.

Filistine Yahudi göçleri yeni başlamıştı ve bölgedeki Araplarla yeni gelen göçmenler arasında ufaktan çatışmalar oluyordu.

Amerikan Senatörleri ve Hearst bu göçü destekleyen Siyonist gruplarla temas halindeydi.

Grup üyesi Senatör Dr.Royal Samuel Copeland Mason ve Tapınak Şövalyesiydi.

Grup üyesi Senatör Warren Austin Masondu ve İkinci Dünya savaşı sonrası 1947'de Birleşmiş Milletler nezdinde Amerikan Büyükelçisi olarak görev yaptı. İsrail Devletinin BM tarafından tanınması çalışmalarında büyük katkısı oldu.

İkinci Dünya Savaşından ve İsrailin kurulmasından önce yapılan bu gezide Mescidi Aksa'…

ÖYLESİNE BİR ORMAN HİKAYESİ.

İçinde yaşadığımız bu vahşi ormanda kelimelerle uyuşturulur insanlar,
Herkesin ağzındadır kendi düşünmedikleri ve başkalarına ait olan kelimeler.
Bu kelimeleri tüküre tüküre dolaşırlar ortalıkta hem de kasılarak,
Bilge bir kralın tacını çalıp dolaşmaya çıkmış dilencilere benzerler.
Bu ormanda iyi bir açıklama getirebileceğiniz her yalanı söylemek ve her ahlaksızlığı yapmak serbesttir, yeter ki açıklamanız “ikna edici” olsun.
Birbirinden çok uzaktaki dağ tepelerinden birbirlerine yalanlar bağıran ama seslerini duyuramayan insanların ormanıdır burası.
Bu yalanların en büyükleri kendi korkularıdır, her zaman korkar ve her zaman yalan söylerler.
Bu ormandaki insanlar sürüler halinde yaşar.
Sürüler güçlerini liderlerinden, liderler güçlerini sürülerinden alır.
Sürülerin arasında yalnız başlarına takılmayı seven akıllı insanlar tek tük süzülür ancak görünmezdir onlar ve duymaz kimse seslerini sürülerin gürültüsünden.  
Bu ormanda her şey terstir.
Normalde bir insanın kendisini ciddiye …

GEREKSİZ BİLGİ OKYANUSU.

İletişim araçlarının gelişmesiyle beraber her saniye insanların tepesine yağdırılan milyonlarca bilginin tamamına yakın bir kısmı o insanların günlük hayatlarında önem taşımamaktadır.
Örneğin bugünkü, yani 25 Temmuz 2017 tarihli Hürriyet gazetesini satın alan ve İstanbul’un Bağcılar semtinde bir nalbur dükkanı işleten Mehmet beyin cebinden 1 TL vererek yaptığı yatırım karşısında aldığı bilgilere bir bakalım.
Mehmet bey’in kendi hayatıyla alakalı ve işine yarayacak bilgileri edinmesi gereken bir araçtır gazete. Eğer satın aldığı gazetede kendi hayatına katkı sağlayacak bilgiler yoksa o parayı çöpe atmış demektir.
Şimdi gazeteyi Mehmet beyin gözünden inceleyelim.
En üst sol köşede Fenerbahçe futbol takımın transfer ettiği bir oyuncunun haberi verilmiş. Mehmet bey futbol izlemiyor ve takım tutmuyor yani bu haber onun için gereksiz.
Onun yan tarafında Fatih Terim ve Rüştü arasındaki bir tartışmadan söz ediliyor. Mehmet bey futbol izlemiyor, takım tutmuyor ve bu tartışmanın altında yatan …

ALMAN İSTİHBARATINA DİKKAT!

Sevgili Dostlar,
Alman istihbaratı İngiliz istihbaratıyla birlikte dünyada kurulan ilk modern gizli servistir.
Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında Alman istihbaratı dünyanın her yerine sızmıştır ve her yerde operatif olmuştur.
İkinci Dünya savaşından sonra en iyi Alman gizli servis elemanları Amerika ve Sovyetler tarafından paylaşılmıştır.
CIA ve KGB bir çok eski Alman istihbaratçısını kullanmış ve bir çok espiyonaj sistemini bunlara kurdurmuştur.
Çünkü Alman istihbaratının en güçlü yönü teşkilatlanma ve gizli örgütlenme becerisidir.
NATO bünyesinde kurulan ve sonradan GLADIO olarak tanınan gizli örgütlenmenin esas ismi “Stay Behind” operasyonuydu ve bu gizli teşkilatın fikir babası CIA hesabına çalışan Alman istihbarat başkanı General Gehlen ve onun eski Alman subaylarından oluşan ekibiydi.
(Bu konuda en detaylı araştırmalardan bir tanesi 2004 senesinde yazdığım “Top Secret Yazılar” kitabıdır bulabilirseniz okumanızı tavsiye ederim)
Kısacası Alman devleti ve Alman istihbaratı öyl…

ZALİM VE NANKÖR İNSAN.

Zalim ve Nankör insanlar yoldan çıktı ve zulmetti.
Allah Hz. Musa’yı gönderdi.
Hz. Musa insanlara sadece Allah'a inanın, aklınızı kullanın, dürüst olun, elinizdekileri paylaşın ve kötülük yapmayın dedi.
Onlara Tevrat’ı getirdi.
İnsanlar ona inanmadı, ayak diretti, başlarından ayrılır ayrılmaz altından bir put yapıp ona taptı.
Hz.Musa’nın vefatından sonra hahamlar ortaya çıktı ve biz daha iyi biliriz dediler.
Kendi uydurduklarını Tevrat’ın içine kattılar ve halkı sömürdüler.
Zalim ve Nankör insanlar yoldan çıktı ve zulmetti.
Geride az sayıda gerçek inanan kaldı.
Allah Hz. İsa’yı gönderdi.
Hz. İsa insanlara sadece Allaha inanın, aklınızı kullanın, dürüst olun, elinizdekileri paylaşın ve kötülük yapmayın dedi.
Onlara İncili getirdi.
İnsanlar ona inanmadı, ayak diretti ve öldürmeye çalıştı.
Hz. İsa’nın vefatından sonra rahipler ortaya çıktı ve biz daha iyi biliriz dediler.
Kendi uydurduklarını İncilin içine kattılar ve halkı sömürdüler.
Cahil ve Zalim insanlar yoldan çıktı ve zulmett…

TELEVİZYON VE ALGI YÖNETİMİ

1) Algı Yönetiminde kullanılan en önemli cihaz televizyondur ve bu cihaz normalde her eve bir tane bedava verilebilirdi ancak bu çok şüpheli olurdu.

2) Aynı mesajın insanlara sürekli aktarılması zihin kontrolünün temelini oluşturur ancak insanların bunu fark etmemesi amacıyla aynı mesaj yüz farklı kanaldan, yüz farklı şekilde yayınlanır. Böylece insanlar “özgür seçim” yaptıklarını düşünürken aslında hep aynı propagandaya maruz kalırlar.

3) İnsanlar çocukken ne kadar erken yaşlarda cinsellikle ilgili sembollere maruz bırakılırlarsa büyüdükleri zaman “nevrotik” ve “tutarsız” davranışlar sergiler. Televizyon açıktan veya gizli cinsellik sembollerini çok erken yaşta çocukların bilinçaltına yerleştirir.

4) İnsanlar korktukları ve stres altına girdikleri zaman aynen korkmuş çocukların anne, babalarına sığınması gibi kendilerini büyük grupların güvencesi altına almak isterler ve çoğunluğun fikrinin dışına çıkmaya çekinirler. Bu sebeple televizyonlarda haberler, diziler ve filmler üzerinden …

KİTLESEL ZİHİN KONTROL

İlginç bir şekilde insanların kitle halinde zihinlerini kontrol etmek onları tek tek kontrol etmekten çok daha kolaydır. Burada zorluk parasal durumdur. Yeterli paranız ve iletişim imkanlarınız varsa insan kitlelerini istediğiniz yöne döndürmeniz pek de zor değildir. Bu tarih boyunca da böyle olmuştur. Şimdi kullanılan bazı basit tekniklerden örnek vermek istiyorum.

1) Sürekli telkin çok önemlidir. Zihin kontrolü bir kereliğine yapılacak bir süreç değildir ve sürekli tekrarlanması gerekir. Yani balığın suyun içinden çıkmaması lazımdır. İnsanlar kafalarını nereye çevirirlerse çevirsinler ve nereye bakarlarsa baksınlar sizin mesajlarınızla muhatap olmalıdırlar. Kısacası alan hakimiyeti önemlidir.

2) Çok büyük ve anıtsal binalar insanları etkiler. Krallar ve papalar bugün turistlerin önünde selfie çektikleri devasa saray ve katedralleri boşuna yaptırmamıştır. Büyük ve ihtişamlı binalar insanların kendilerini “ufak ve zayıf” hissetmelerine sebep olur ve o eserleri yaptıranlara ister iste…

TESTLERDE BAŞARI SIRALAMANI YÜKSELTME TEKNİKLERİ.

Sevgili dostum,

Türkiye’de hayatının birçok döneminde karşına başarılı olman gereken testler çıkacaktır ve bu testlerde başarılı olman hayatının gidişatını belirleyecektir. Bir takım algı teknikleri kullanarak girdiğin testlerde daha başarılı olman mümkündür işte sana birkaç tavsiye.

1) Sürekli tekrar yapman, bilgileri kısa dönemli hafızadan uzun dönemli hafızaya geçirmene yardımcı olur. Bu sebeple bıkmadan usanmadan çalıştığın bilgileri sürekli tekrar et ve beyninin uzun dönemli hafızasına geçir.

2) Bazı bilgileri hatırlamak için Alfabenin çok kullanılan harfleriyle şifreler oluştur. Mnemonik denilen bu yöntemle büyük çaplı bilgileri kısa harf şifrelerine indirgeyerek test sırasında kolayca hatırlayabilirsin.

3) Çalıştığın konuları gerçekten merak etmeye ve ilgi duymaya çalış. Beyin ilgi duyduğu konularda daha çok öğrenir.

4) Hatırlamak istediğin bilgileri etrafındaki yakın aile veya arkadaşlarının isimleriyle eşleştir. Bu isimler beyninde daha sık kullanılan alanlarda yer aldığı iç…

BEYİN GÜCÜ GELİŞTİRME TAVSİYELERİ.

Ne yapmak istiyorsan iste eğer beyninde yeterince güç kondisyon yoksa yarı yolda kalırsın
Bu sebeple beyin gücünü çeşitli yöntemlerle geliştirmen lazımdır işte sana birkaç öneri
1)Giyimine önem göster çünkü ne kadar dağınık ve özensiz giyinirsen aynada sürekli gördüğün imajın düşünce şeklini de etkiler. Steve Jobs o üniforma gibi simsiyah elbiseleri boşuna giymiyordu. Giyim disiplinli düşünce seviyemizi etkiler.
2)Her gün farklı sokaklarda ve bilmediğin semtlerde yürüyüş yap. Böylece beynin hem yeni şeyler gördüğü için hem de daha fazla oksijen aldığı için canlanacaktır. Koltukta oturup her gün aynı şeyleri görerek beyin falan gelişmez.
3)Bir şeyi merak ettiğin zaman hemen “Google’a yazıp” çıkan ilk sonuca tıklamak seni zamanla bir aptala çevirir çünkü araştırmayı unutursun. Onun yerine kendine her ay öğrenmek için yeni bir konu belirle ve o konu hakkında kitaplar oku sonrada Internet üzerinden araştırmalar yap.
4)Yeni bir dil öğrenmeye uğraş. Çünkü yeni bir dil öğrenme sırasında beynin …

FAKİRİN EKMEĞİ SİYASET.

Bir toplumda genel olarak üç sınıf insan vardır.
Fakirler, Orta Halliler ve Zenginler.
İdeal bir toplumda sınıflar arası uçurumlar az ve sınıflar arası yükselme kolaydır.
Sınıflar atlamanın yolu eğitim ve sermayedir.
Adil bir ülkede, her doğan insana önce iyi bir eğitim ve geçimini sağlayacak bir meslek,
İş kurmak istemesi halinde de faizsiz ve kolay sermaye, yani kredi verilir.
Böylece fakir ya da orta halli doğmuş bir insan, aldığı eğitim ve kolay sermaye sayesinde
Aklını kullanıp çok çalışarak zengin olabilir.
Ancak ülkemizde durum bunun tam tersidir.
Fakir doğmuş bir insan iyi bir eğitim alamadığı için mesleksiz kalır
Sermayesi olmadığı içinde kendi işini kuramaz ve o da fakir bir hayata mecbur olur.
Orta halli doğmuş bir insan da gene orta halli bir eğitim alarak orta halli bir işe girer
Sermayeyi çok az bulabileceği için ancak orta halli bir iş açabilir ve orta halli bir yaşamı olur
Zengin bir aileye doğmuş kişiyse diğerlerine benzemez.
En iyi ve pahalı eğitimleri alarak, en …

ÖZGÜR BASIN.

Tarafsız basın olmadığı için doğal olarak özgür basında yoktur.
Gazete ve televizyonlar siyasi - ekonomik çıkarlar için kurulmuş milyon dolarlık yatırımlardır.
Umarım Internet üzerinden bedava okuduğunuz gazete ve gene bedava izlediğiniz televizyonların o kadar parayı siz doğru bilgilenin diye harcadığını düşünmüyorsunuzdur.
İktidar partisine bağlı basının görevi iktidar partisinin icraatlarını övmek, hatalarını örtmek ve oy verenlerin sayısını arttırmaktır.
Muhalefete bağlı basının görevi iktidar partisini yere batırmak, hatalarını büyütmek ve kendi siyasi düşüncelerine oy verenlerin sayısını arttırmaktır.
Bugünün muhalif basını yarının yandaş basınıdır. Bu iş nöbetleşe devam eder.
Basının bir kısmı da patronlarının ekonomik çıkarlarını kollar ve duruma göre taraf olur.
Ama buna rağmen çok başarılı yazarlar veya haberler veren basın var deme.
Onları başarılı bulmanın sebebi senin fikir ve görüşlerine uygun köşe yazıları veya haberler yayınlamalarıdır.
İnsan kendi dünya görüşüne uyan…

SEYİRCİSİZ BALERİN.

Hayatımda hiç bale gösterisi izlemeye gitmedim.
Televizyonda birkaç kere izlemeye çalıştım ama sarmadı.
Sadece ben değil çevremdeki hiç kimsenin de hayatında bale gösterisine gittiğini duymadım.
Baleyi “kültürlü olmakla” eşdeğer tutan bir takım görüşlerde beni sadece güldürdü.
Bir dönem madem hiç kimse izlemiyor, bu işi yapanlar nasıl para kazanıyor diye düşünürdüm.
Sonra balenin devlet ve belediye desteğiyle ayakta kaldığını öğrendim.
Yani çoğunluğu bale izlemeyen bir toplumun vergileriyle bale sanatı destekleniyordu.
Aynen buna benzer şekilde.
Türkiye’de belli görüş ve ideolojiler halkta hiçbir karşılıkları olmamasına rağmen
Yıllarca devlet tarafından desteklenmiştir.
Çünkü Batıda olan her şeyin bizde de olması gerekiyordu ve dışarıya “Batılı” bir görüntü vermemiz lazımdı.
Bu görüş ve ideoloji mensupları çelişki dolu bir hayat yaşarlar.
Dışarıya verdikleri algı şudur.
Bunlar insanların en eğitimlileri ve en zekileridir.
En medeni ve her şeyin doğrusunu bilenler de her zaman onlar…

KONTROLLÜ AKIL.

Değişim istedi diye Padişah 2.Osmanı yani Genç Osman’ı devirip sonrada korkunç şekilde katlettiler.
Yenileşme istedi diye Padişah 3.Selimi devirip sonrada iple boğdular.
Deniz gücü olmak istedi diye Padişah Abdülaziz’i devirip sonrada intihar süsü vererek öldürdüler.
Siyonizm’e karşı çıktığı ve Osmanlıyı ayakta tuttuğu için 2.Abdülhamiti devirip perişan ettiler.
Türkiye’yi kendine çizilen “fakir ülke” rolünden çıkarmak istediği için Menderes’i devirip astılar.
Emperyalizm karşıtı hareketler arttığı ve Demirel Sovyetlere yanaşmaya başladığı için,
1971’de bir muhtırayla hükümeti devirip binlerce insanı hapislere ve işkencelere yatırdılar.
Kendi verdikleri silahlarla birbirlerine düşürdükleri solcu ve sağcı gençlerin ölümleri üzerinden
“Biz bu ülkeyi daha iyi yönetiriz netekim” diyerek
1980’de gene hükümeti devirdiler ve astılar ve işkence ettiler ve hapislerde süründürdüler
Rantiye karşıtı olması ve ezilen ülkeleri bir araya getirme projesi sebebiyle
28 Şubatta Erbakan’ı medyayla ele e…

ZENGİN KERVANIN FAKİR BEKÇİLERİ.

Rusya’nın altı petrol ve doğalgaz dolu.
Dünyaya satılabilmesi için güvenli bir limandan Akdeniz’e indirilmesi lazım.
Yolun üzerinde Türkiye var.
Kazakistan, Azerbaycan gibi Türk devletlerinin altı petrol ve doğalgaz dolu.
Dünyaya satılabilmesi için güvenli bir limandan Akdeniz’e indirilmesi lazım.
Yolun üzerinde Türkiye var.
Arap Şeyhliklerinin altı petrol ve doğalgaz dolu.
Dünyaya satılabilmesi için güvenli bir limandan Akdeniz’e çıkarılması lazım.
Yolun üzerinde Türkiye var.
Kıbrıs adasının etrafındaki denizin altı milyonlarca metreküp doğalgazla kaynıyor.
Çıkartılıp satılması lazım.
Kıbrıs adasının üzerinde Türkiye var.
Fişe takılan her yeni akıllı telefon, tuşuna basılan her klima ve eve kurulan her doğalgaz kombisiyle
Dünya insanlarının enerji açlığı artıyor.
Toprak altındaki bu zenginliklerin bir an önce onlara akıtılması lazım.
Ancak akıtılması şart olan yerlerde Türkiye var.
Türkiye minik bir ülke ve bizlerde az bir insan topluluğu olsaydık hiç sorun değildi.
En fazla hepimiz…

ETKİ AJANLARI.

Bazı kelimeler yanlış kullanıldığı zaman yanlış bir algı bırakırlar. Yanlış kullanılan terimlerden bir tanesi de "istihbarat teşkilatı" kelimesidir.

Ülkelerin gizli servislerini "istihbarat teşkilatı" diye tanımlamak oldukça eski ve safça bir yorumdur çünkü istihbarat toplamak bu servislerin görevlerinden sadece bir tanesidir.

Genel olarak "istihbarat teşkilatları" iki tip ajan kullanırlar.

Bunlar ilk olarak herkesin bildiği istihbaratçılardır. İstihbarat unsurları hedef ülkeye sızarak o ülkede kendilerine haber kaynakları "devşirirler". Bu haber kaynakları her yerde olabilir. Bir kafede ayak üstü sohet ettiğiniz yaşlı beyden tutun,magazin gazetecisi kimliği altında tüm gün paparazzilik peşinde koşan acar bir gazeteci bile olabilir.

Bunlar hedef ülke hakkında toplumun her alanından önemli veya önemsiz her tür dedikodu,yorum veya bilgiyi toparlar.

Gizlilik seviyesi yüksek,teknolojik gelişmelerden tutun (mesela Çin bu alanda çok iyidir bir çok te…

ALLAH NEREDE ?

Başını örtüp camiye giriyorsun.

Dini sohbetlerde edepli davranıyorsun.

Kabede büyük bir saygı içinde hareket etmeye çalışıyorsun.

Kuran okunduğu zaman kafanı öne eğip saygıyla dinliyorsun.

Ezan duyduğun zaman müziğin sesini kısıyorsun.

Neden ?

Allaha saygısızlık olmasın diye mi ?

Allah sadece Camide,Dini sohbetlerde,Kabede,Kuran ve Ezan okunduğu zaman mı seni görüyor ?

O zaman gel sana Allahın olduğu bir kaç yer daha söyleyeyim.

Torpil yaptırıp kendin veya yakının için menfaat sağlıyorsun ve tanıdıklarınla diğer insanların önüne geçiyorsun ya,

Allah orada.

Karını veya çocuğunu dövdüğün zaman Allah orada.

Kocana yalan söylediğin zaman da Allah orada.

İnsanların arkasından bilip bilmeden konuştuğun ve çekiştirdiğin zamanda Allah orada.

Bir liralık malı yüz liraya satıp insanları kazıkladığın dükkanında da Allah var.

Siyaset veya çıkar uğruna insanları planlayarak kandırdığın durumlarda da Allah yanıbaşında.

Hatta ve hatta genzinden iğrenç sesler çıkararak yere koca bir balgamlı tükürük…