Ana içeriğe atla

Trudeu ve Merkel beden dili analizi.


Kanada Başbakanı Trudeu ve Alman Şansölyesi Merkel başbaşa bir yemekte. Merkelin yanındaki güvenlik danışmanı Heusgen.

Trudeu halkın siyasetçisi imajı gereği kolları sıvalı kravatsız açık renk gömlek giymiş.Yakışıklı ve genç bir imajı var.Fiziksel güzellik siyasetçilerin seçilme oranını her zaman arttırır. O da bu imajının farkında. Öne eğilip tek kolunu uzatarak masada kapladığı yeri arttırarak karşı tarafa üstünlük kurmaya çalışmış ancak diğer koluyla da kendisini koruyacak bir engel oluşturmuş. Saç traşı bile hafif dağınık ve uzun stilde gene imajına göre dizayn edilmiş. Gülümseme ve göz teması da çok yerinde. Kısacası beden dilini çok iyi kullanmayı "öğrenmiş" bir siyasetçi.

Merkele gelirsek. O da gene eğilerek ve her iki koluyla kendini korumaya alarak Trudeu'nun hamlesine cevap vermiş ve kendini iyice ufaltmış. Bu tür istem dışı "kendini ufak gösterme" aslında hedef küçültme amaçlıdır ve karşıdan tehdit algılandığını gösterir.

Saç şekli ve giyim tarzıyla bilindik "erkeksi" imajı var ve Trudeu erkek olmasına rağmen fiziksel olarak ondan daha "çekici" duruyor.

Merkelin ellerini kullanma şekli karşı tarafa "sen genç olabilirsin ama tecrübe ve bilgi uzmanlığı bende" mesajını da yollamakta. Aynı zamanda karşı tarafın "çekiciliğinden" etkilenmediğini ve "zor ikna edileceği" mesajını da veriyor.

Güvenlik danışmanı Heusgense bakarsak çok pasif bir beden dili imajı verdiğini ve "daha fazla gülümsüyor" olduğunu görüyoruz.
Bunun sebebi masada statü olarak en alt düzeyde kendisini görmesinden ileri gelmektedir. Bir masada en çok gülen ve sırıtan kişi genelde o masadaki en düşük statüye sahip kişidir.

Gülümseme ve dişlerin gösterilme oranı statüyle ters orantılıdır. Hiyerarşide yükselenlerin "gerçekten gülümseme" oranı oldukça düşer ve yerini "sahte sırıtmalara" bırakır.Sosyal hayatta gülümseme "ben sana tehdit değilim" mesajını verir. Yeni tanıştığımız insanların elini gülümseyerek sıkmamızın temel sebebi de karşıya tehdit oluşturmadığımız mesajını vermektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLGE SAVAŞÇININ NASİHATLERİ.

Bilge savaşçı bir akşam öğrencilerini bembeyaz mermerden yapılma okulunun geniş sütunlu giriş kapısı önünde toplayarak konuşmaya başladı.
"Bu akşam sizinle kendi yaşamımda öğrendiğim birtakım gerçekleri paylaşmak istiyorum ki üzerlerinde düşünebilesiniz.
İnsanların vicdanına güvenerek iş yapmayın çünkü birçok insanın vicdanı sandığınız şey üzerlerindeki toplum baskısından başka bir şey değildir. Eğer yakalanmayacaklarını ve ayıplanmayacaklarını bilirlerse size her kötülüğü yapabilirler.
Sizi korkutmaya çalışan bildiğiniz düşmanlardan korkmayın çünkü görebildiğiniz düşmanı yenebilirsiniz. Korkmanız gereken, varlıklarının farkında olmadığınız görünmez düşmanlardır.
Her masalın bir kötü canavarı bir de kahramanı bulunur. Eğer masallarda değil gerçek dünyada yaşamak istiyorsanız orada kötü canavarların ve kahramanların var olmadığını bilin.
Kara kalabalıklardan korkun. Çünkü kalabalığa karışan insanlar kendi karakterlerini kaybederek hipnotize olmuş bir şekilde tüm benliklerini o k…

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…