Ana içeriğe atla

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ


Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer hiç bir sağlık sorunu olmayan bir arkadaşınıza onu her gördüğünüzde "rengin sapsarı,hasta falan olmayasın dikkat et kendine" derseniz bu arkadaşınız çok fazla tekrara gerek kalmadan bir süre sonra gerçekten kendisinde bir problem olduğunu düşünecektir.Aynaya baktığı zaman,sanki hafiften de olsa cildinde sararma varmış sanacak ve belli bir süre direndikten sonra koştura koştura doktorun yolunu tutacaktır.

Burada anahtar tekrardır.İşte görüş açısı değiştirmenin en basit örneği budur yani arkadaşınızın kendi görünümüyle alakalı düşüncesini sürekli dış telkin yoluyla değiştirmiş olursunuz.Bu tekniğin büyük çaplı varyasyonları toplumlar üzerinde de uygulanır.

2) Savaşlarda bir toplumun devletleri tarafından kendisine gösterilen düşman imajını kabullenmesi ve onların kendisine kötülük yapmaya niyeti olduğuna gerçekten inanması lazımdır.Eğer siz saldırgan taraf olduğunuz halde bir şekilde niyetinizin iyi olduğuna ve aslında saldırgan tarafın hedef ülkenin liderliği olduğuna karşı o ülkenin halkını inandırırsanız moralleri şiddetli bir hızda düşecektir.

Mücadelenin boşuna olduğu,aslında düşman denilen insanların fena insanlar olmadığı ve bu savaşı çıkartanın ülkeyi kötü idare eden kendi yönetimleri olduğu imajı hedefteki ülkenin insanlarına kabul ettirilmeye çalışılır.

Mesela İkinci Dünya savaşında Japonlar işgal etmek istedikleri Singapur,Çin gibi ülkelerin halklarına daha savaş başlamadan kendilerinin Doğunun tüm ezilmiş halklarını birleştirmek istediklerini fakat onların yöneticilerinin sömürgeci Batı yanlısı olduğu için bunu engellemek istedikleri propagandasını yapmışlardır. Özellikle Singapur halkı bu etkin propagandaya kanmış ve kendi iyiliklerini istediklerini düşündükleri Japonlara karşı mücadele etmemişlerdir. Sonuçta Japonya Singapuru çok kısa sürede işgal etmiş ve kendilerini sevinçle karşılayan Singapurluları kılıçtan geçirmişlerdir

3) Şüphe,moral bozmada çok önemli bir araçtır. Buna göre hedefteki ülkenin insanlarına boşuna çabaladıkları,eninde sonunda yenilecekleri ve akıttıkları her kan damlasının boşu boşuna döküldüğü kabul ettirilmeye çalışılır.

Terör saldırıları burada devreye girer ve hedefteki ülkenin insanlarına,devletlerinin kendilerini bile koruyamadığı ve bu şekilde savaşı kazanmalarının imkansız olduğu mesajı verilmeye çalışılır. Şüphe zamanla korkuya dönüşür ve korkmuş insanların morali süratle bozularak teslim olma yoluna giderler.

4) İnsanların düşmanlarına karşı duydukları nefreti kendi içlerine yönlendirme de ayrı bir yöntemdir.Buna göre hedef toplumun kendi içindeki tarihi çatışmalar ve nefretler su yüzüne çıkarılmaya çalışılır. Mezhep ve Etnik nefret körüklenir.Bir takım terör saldırılarıyla hedef ülkenin insanlarının birbirlerine düşmesi amaçlanır.Örnek olarak Birinci Dünya savaşında Alman askeri istihbaratı bu konuda çok iyi çalışmış ve cephedeki Rus ordusu askerlerine esas nefret etmeleri gerekenin kendileri değil onları yüzyıllardır ezen Çar hanedanı ve onun subayları olduğu propagandası yapmışlardır. Bunun sonucunda Rus ordusunda isyanlar çıkmaya başlamış ve işin sonu Bolşevik devrimine ve Çarlık sisteminin yıkılmasına kadar gitmiştir.

5) Hedefteki ülkenin yöneticilerinin genel tavrı çok önemlidir. Çünkü saldırının amaçlarından biri ülkede karışıklık çıkarıp yönetimi daha otoriter olmaya zorlamak ve yönetim sertleştikçe halkın moralinin daha da bozulup o ülkeyi negatif bir döngüye sokmaktır.

Yani moral bozuldukça yönetim sertleşir ve yönetim sertleştikçe halkın morali dahada bozulur.Ülke insanlarının birbirlerini yabancı görmesi ve ayrışması da psikolojik saldırıyı yapanlar için çok önemlidir ve herkesin birbirine şüpheyle baktığı bir paranoya ortamı moral bozma saldırısı yapan odaklar için bulunmaz nimettir.

Sonuç: Bir ülkenin ve milletin girdiği mücadelelerde başarılı olması için silahtan ve paradan çok morale ihtiyacı vardır.Fransız askeri dehası Napolyon,bir ordunun başarısındaki en büyük faktörün moral olduğunu yüzlerce sene önce söylemiştir.

Mücadele içindeki bir ülkenin ne pahasına olursa olsun kendi halkının moralini yüksek tutması hayati önem taşımaktadır.

Bunun da en önemli unsuru gelen moral bozucu psikolojik saldırıları daha oluşum aşamasında sinyalleri doğru yorumlayarak tespit etme ve ülkede birlik beraberlik havası oluşturmaktır.

İnsanlar yönetimde ne kadar pay sahibi olduklarını düşünürlerse o kadar kenetlenirler ama insanlar kimsenin onların fikrini sormadığı ve olaylar üzerinde etkileri olmadığına inanırlarsa,herkes kendi köşesine çekilerek mücadeleden kaçmaya başlar.

Kapsayıcı ve insanları ayrıştırmayan bir yönetim tarzı psikolojik saldırılarla mücadelede çok önemlidir çünkü size saldıran odakların tam olarak istediği zaten daha çok sertleşmeniz ve iç birliğinizi yitirmenizdir.

Aynı geminin yolcuları olduğumuz ve eğer birlik olup gemimizi yüzdürmeyi başaramazsak hep beraber suyun dibini boylayacağımız gerçeğinin daha iyi anlaşılması dileklerimle.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLGE SAVAŞÇININ NASİHATLERİ.

Bilge savaşçı bir akşam öğrencilerini bembeyaz mermerden yapılma okulunun geniş sütunlu giriş kapısı önünde toplayarak konuşmaya başladı.
"Bu akşam sizinle kendi yaşamımda öğrendiğim birtakım gerçekleri paylaşmak istiyorum ki üzerlerinde düşünebilesiniz.
İnsanların vicdanına güvenerek iş yapmayın çünkü birçok insanın vicdanı sandığınız şey üzerlerindeki toplum baskısından başka bir şey değildir. Eğer yakalanmayacaklarını ve ayıplanmayacaklarını bilirlerse size her kötülüğü yapabilirler.
Sizi korkutmaya çalışan bildiğiniz düşmanlardan korkmayın çünkü görebildiğiniz düşmanı yenebilirsiniz. Korkmanız gereken, varlıklarının farkında olmadığınız görünmez düşmanlardır.
Her masalın bir kötü canavarı bir de kahramanı bulunur. Eğer masallarda değil gerçek dünyada yaşamak istiyorsanız orada kötü canavarların ve kahramanların var olmadığını bilin.
Kara kalabalıklardan korkun. Çünkü kalabalığa karışan insanlar kendi karakterlerini kaybederek hipnotize olmuş bir şekilde tüm benliklerini o k…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…