Ana içeriğe atla

ETKİ AJANI




Yabancı medyayı her gün elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum ve artık ülkemiz aleyhine saldırıların ciddiyet boyutlarından çıkıp komedi boyutlarına ulaştığını görüyorum hele bunları yazanların ne olduğu da aleni şekilde belli olunca işler ayrıca komikleşiyor.

Hemen şimdi size taze bir örnek vereceğim.

Amerikada çok okunan özellikle de entel kesimin elinden düşürmediği Newyorker isimli bir dergi vardır. Eskiden çok sağlam makaleler çıkardı eh bizde Amerikan entelinden geri kalmayız iyice takip ederdik.Yalnız son zamanlarda o kadar acaip makaleler yayınlamaya başladılar ki galiba bunlar dergiyi kapatıp anahtarları komple CIA'ye verdiler demeye başladım.

Şimdi sizinle 11 Kasım tarihinde yayınlanan bir makalesini paylaşıyorum

http://www.newyorker.com/news/news-desk/erdogan-strikes-turkeys-last-opposition

Başlıkta Erdoğan Türkiyenin son muhalefetine darbe vurdu yazmakta.Yani "Diktatör Erdoğan" herkesi temizledi en son HDP kalmıştı onu da vurdu algısı üretiyorlar daha yazının başında.

Koydukları resimde On Kasımda çekilmiş ama öyle bir açıyla çekmişler ki tam bir asık suratlı tek adam, arkasında da bayraklı asker polis. Amerikalı bilmez ki orada bir tören yapılmaktadır ve o tören vesilesiyle bu şekilde vaziyet alınmıştır.

Yazının geri kalanı daha bir ilginç. Mesela son zamanlarda tutuklananlardan bahsederken cümle yapısını hep "Erdogan ordered the detention" gibi kurarak sanki ülkemizde mahkemeler falan yokmuşta direkt Cumhurbaşkanı padişah gibi "atın zindana" diye buyurup milleti zindana attırırmış algısı vermeye çalışmaktalar.

Yazının ana teması da "Tayyip Erdoğan Sultan oluyor yetişin a dostlar" minvalinde gidiyor.

Ben yazıdan çok bu yazının üstüne imza atan Elliot Ackerman efendiye dikkat çekmek istiyorum. Eskiden böyle saldırı yazılarına pek yazar imzası vermezler direkt dergi yayın kurulu falan gibisinden naylon bir şeyler yazarlardı. Şimdi maşallah imzalarını döşene döşene yazıyorlar bu çöpten zırvaları.

Elliot Ackerman kimdir diye bakarsanız yazının sonunda ufakça İstanbulda yaşayan bir yazarımızdır diye not düşmüşler. Peki bu adam İstanbulda yaşamasına rağmen bu yazdığı zırvaları nasıl yazabiliyor derseniz onun cevabı basit.

Aşağıya madde madde Elliot Ackerman hakkındaki ilginç bilgileri yazıp bu efendinin kimliği üzerine yorumu size bırakıyorum.

1) Babası Elliot Ackerman hem finans firmasına sahip bir iş adamı hemde Amerikada bir çok siyasi sivil toplum örgütünde yönetici hatta bir ara Amerikada bağımsız bir başkan adayı falan çıkartabilirmiyiz diye oğluyla beraber çok uğraşıp "American Elect" diye bir örgüt kurdular ama pek ilgi görmeyince kapattılar.

2) Anne Joanne Leedom-Ackerman kısa hikaye kitapları yazan bir yazar ama daha önemlisi PEN isimli Amerikada çok etkili bir yazarlar örgütünde yönetici.

3) Elliot Ackerman kardeşimiz bu kadar hali vakti yerinde,siyasi ve entel bir anne babaya sahip olmasına rağmen nedense Amerikada genelde fakir gençlerin ilgi gösterdiği askerliğe ilgi göstermiş ve 2003 senesinde Amerikan ordusunda deniz piyadesi olarak görev yapmaya başlamış daha sonrada Özel Kuvvetlere almışlar.

3) Özel kuvvetler bünyesinde Ortadoğuda çeşitli yerlerde operasyonlara katılmış. Özellikle Afganistanda Taliban liderlerini kaçırıp tutuklamakla görevli özel timlerde ve daha sonrada CIA bağlantılı ekiplerde görev almış. Yani bu yazar arkadaşın geçmisi oldukça sağlam öyle sıradan asker falan değil.

4) Görevi bitip Amerikaya döndükten sonra Afganistanla alaklı bir takım sivil toplum örgütlerinde görev alıyor (görevi bitti mi gerçekten acaba) sonra bir ara Obamanın ekibinde Beyaz Sarayda çalışıyor arkasından da bir anda İstanbula gelip buradan Suriyedeki çatışmaları falan takip etsin diye gazeteci yazarlığa başlıyor.

Hakkında kısa bilgi için bu linke bakabilirsiniz.
https://en.wikipedia.org/wiki/Elliot_Ackerman

Şimdi toparlarsam geçmişinde özel harp ve istihbarat olan son derece bağlantılı bizzat Obamanın ekibinden bir adamı İstanbula koymuşlar ve kendisi buradan yazdığı makalelerde Cumhurbaşkanımızı diktatör bir sultana dönüşmekle falan suçluyor.

Yahu şimdi hangi aklı başında ve azıcık zekaya sahip insan bu adamın yazdığı yazıların tarafsız ve objektif olduğunu söyleyebilir çok merak ediyorum.

Türkiyeye insan birisini yollarken bari biraz kurtarır tarafı olan birisini yollar aleni Amerikan İstihbaratına çalışmış eski komandoyu alıp buraya gazeteci olarak yollamaz. Eğer yolluyorsa da kusura bakmasınlar ama yemiyoruz o kadar da salak değiliz ama keşke şu New Yorker dergisinin içine etmeseydiniz aralarda okuyorduk şimdi sadece acaba ne propagandası koymuşlar diye bakıyoruz.

Neyse bakalım Trump sonrası dönemde Elliot Ackerman neler yazacak görelim.

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…

KENDİNE GÜVENSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN 10 TAVSİYE.

Sevgili Dostum,

Objektivizm isimli felsefi akımının kurucusu ve saygı duyduğum yazarlardan bir tanesi olan Ayn Rand hanımefendi şunu söyler : 

“Kendine değer vermeyen insan, hiçbir şeye ve hiç kimseye değer veremez”

Bu, kendine güvensizliğin insanların ve toplumların hayatlarını ne kadar zorlaştıran bir düşünce bozukluğu olduğunu açıklayan çok doğru bir sözdür.

Gerek koçluk ve eğitim çalışmalarımda, gerek günlük yaşamımda insanların kendilerini boğan kocaman güvensizlik mengeneleri içinde yaşamaya çabaladıkları mutsuz ve karamsar hayatlarına sık sık şahit olmaktayım

Bu sebeple kendine güvensizlik üreten düşünce ve algı bozuklukları, üzerinde en çok çalıştığım konulardan bir tanesi olmakta.

Eğer sende kendine güvensizlik cehennemi içinde yaşayan ve bu sebeple hayatın birçok renginden kendini mahrum eden insanlardan biriysen, öncelikle bunu dürüstçe kabullenmen gerekiyor.

Şunu iyi bil ki bu sorunu seninle birlikte yaşayan milyonlarca insan var ve bu insanların büyük çoğunluğu dışardan göründük…