Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

POKEMONLAR VE ALGI YÖNETİMİ

Dün elinde telefonuyla Pokemon arayan kocaman bir adamın yolda yürürken ayağımı ezmesi ve sonra gözünü Pokemonlardan ayırmadan pardon deyip yoluna devam etmesi üzerine bu son çılgınlık üzerine benim de yazmam farz oldu. 

Herkes bu ilginç oyunu kendi uzmanlık alanından değerlendirdiği için ben de doğal olarak kendi uzmanlık alanım Algı Yönetimi açısından analiz edeceğim. Hadi bakalım neymiş bu Pokemon Go oyununun başarılı Algı Yönetiminin ve insanlarda bağımlılık yaratmasının sebepleri.

1) Tüketici alışkanlıkları ve marka değerinin insan zihinlerine monte edilmesinin en uygun zamanı çocukluk yaşlarıdır. Mesela Toyota amblemine benzer bir sembole sahip oyuncak bir arabayla zaman geçiren çocuk yaşı büyüyüp araba kullanacak çağa geldiği zaman kendinde belli belirsiz bir Toyota sempatisi hissedecektir çünkü zamanında zihnine yüklenen dosyalar halen oradadırlar. Pokemonun koskoca adamları bile peşine takabilmesinin sebebi bu insanların çocukluk dönemlerinde zihinlerine sokulan Pokemon efsanes…

ACİL SERVİSTEKİ KIZ İSTEME VE ALGI YÖNETİMİ

Algı yönetiminin en etkin kullanılması gereken alanlardan biriside Siyaset alanıdır çünkü siyaset tamamen olayların belli bir bakış açısından çerçevelenip insanlara sunulması üzerine konumlandırılmıştır.

Siyasette doğaçlama ve samimi konuşmalara yer yoktur. Konumunuz yükseldikçe söyledikleriniz ve imajınız daha büyük büyüteçler ardından izlenir ve her sözünüz ve mimiğinize anlamlar yüklenir. Eğer mesajınıza yüklenen anlamları doğru Algı Yönetimiyle kontrol edemezseniz en masumane demecinizden bile büyük siyasi zarar görürsünüz.

Hiç bir şeyin kendine ait olumlu yada olumsuz anlamı bulunmaz. Siz olaylara ve eylemlere yüklediğiniz duygularla anlamı yaratırsınız.

Mesela Acil Servislerde çok fazla insanın bulunmasının bir durumdur ve kendi başına anlamı bulunmaz. Ancak siz bu duruma farklı duygular yükleyerek hedef kitlenize göre yaratacağınız algıyı kontrol edebilirsiniz.

Mesela bir kaç örnek verirsem :

a) Sağlık hizmetleri çok etkinleştiği için yüzlerce insanımız hastanelerin acil servi…

ALGI YÖNETİMİ KURUMSAL EĞİTİMLERİ

Tatil bitti artık çalışma,kazanma ve eğitim alma zamanıdır. Piyasalar kötü eğitime ayıracak bütçemiz yok demeyen, Eğitim ne işe yarar boşa harcanan paradır diye düşünerek kendi geleceğine zarar vermeyen, Satış pazarlama ve reklamcılık konularında rakiplerinin önüne geçmenin ve açıkçası daha çok para kazanmalarının tüketicinin beğenisine sundukları ürün ve hizmetlerinin insanlar tarafından nasıl algılandığıyla direkt olarak bağlı olduğunu bilen ve bu konuda eğitim almasının şart olduğuna inanan, Kısacası lafta değil gerçekten kurumsal şirketlere yönelik planladığımız ve benim tarafımdan verilen Algı Yönetimi eğitimlerimiz İstanbul Ayça Kuru Akademi bünyesinde devam etmektedir. Her sene kısıtlı sayıda eğitim verebildiğimiz için bir an önce temasa geçmenizi tavsiye ederim. Detaylı bilgi için İSTANBUL Ayça Kuru Akademi 0216 391 77 25 0554 280 44 84 www.aycakuru.com.tr www.serdarkuru.com

ÜÇ MİLYON SURİYELİ VATANDAŞIMIZ OLABİLİR Mİ ?

Sayın Cumhurbaşkanımızın gerekirse üç milyon Suriyeli göçmene vatandaşlık verebiliriz açıklaması üzerine gene kaynamayı çok seven ülkemizde kazanların altına odunlar atılarak kaynatılmaya başladı. Kimi “onlar kardeşimiz hemen vatandaş yapalım” şarkılarını okurken kimisi de “bu kadar yabancı insana bu kadar kolay vatandaşlık verilmez yanarız biteriz ve ölürüz” türkülerini okuyor. Tabii ki gene meseleyi siyasi partizanlık dışında rasyonel bir şekilde tartışan yok. Yani iş gene başa kaldı. Hadi şöyle bir bakalım bu iş nasıl olacak diye beraberce düşünelim.

1) Suriyeliler toplumumuzun büyük kısmına aslında hiç de yabancı değildirler. Hali hazırda zaten Arap kökenli olup ülkemizde yüzlerce yıldır yaşayan insanlarımızı bir köşeye koyarsak toplumuzun büyük bir kısmı Suriyelilere oldukça benzer özellikler gösterir. Bugün bir Suriyeliyi eğer iyi derecede Türkçe konuşuyorsa giyim şeklinden, fiziksel tipine, yiyip içmesinden oturup kalkmasına kadar birçok özelliğini bizim birçok insanımızdan ayır…

ALVIN TOFFLER

Çok beğendiğim ve çalışmalarını takip ettiğim futurist düşünür Alvin Toffler yaşamanı yitirdi. 1970'lerin sonlarında daha ortalarda doğru dürüst kişisel bilgisayar yokken hızlı gelişen bilgisayar teknolojisinin orta vadede bir bilgi patlaması yaratacağını ve bu patlamanın insanları psikolojik,sosyolojik ve siyasi yönden büyük sarsıntılara uğratacağını eserlerinde son derece detaylı bir şekilde ele almıştır. Günümüzün sorunlarını anlamak isteyen herkese kitaplarını şiddetle tavsiye ederim. Bence modern çağın önde gelen düşünürlerindendi. Bu arada konu açılmışken Türkiyede futurist yazar veya düşünürlerin ya da Bilim Kurgu edebiyatının neden gelişmediğini düşünmenizi tavsiye ederim. Çünkü bir çok sorunumuzun sebebi bu konunun cevabı içindedir.

RUSLARLA NEDEN BARIŞTIK?

Rus lideri Putinin şeytan gibi gösterildiği ve zehir zemberek küfürlerin edildiği gazete manşetlerinden şimdi sayın Cumhurbaşkanımız ile el ele kol kola mutlu resimlerinin medyamızı süslediği günlere gelmek beni pek şaşırtmadı. Çünkü eninde sonunda iki ülkenin de anlaşacağını zaten biliyorduk. Gelelim bu kaçınılmaz barışın nedenlerine.

1) Türkler ve Ruslar çok uzun bir tarihi geçmişi paylaşan iki millettir. Bu uzun tarih boyunca kah birbirimizi boğazladık kah müttefik olup beraber kılıç salladık. Kurtuluş savaşımızda bile Yunana sıktığımız mermilerin çoğu Ruslardan geldi ve generalleri Anadolu’da cirit attı. Taksim meydanındaki anıtta bile iki Rus general bize müşfikçe el sallamaktadır. Bunun dışında özellikle Soğuk Savaş sonrası on binlerce Türk Rusya’da çalıştı, okudu ve orada yaşadı. Gene on binlerce Rus Türkiye’ye geldi çalıştı, okudu, yaşadı ve güzel tatiller yaptı. Binlerce Rus ve Türk birbirlerine aşık olup evlendi ve güzel çocukları oldu. Bugün iki ülkede de hem Rus hem de Türk…

TÜRKİYEDE TERÖRİST NEDEN BİTMEZ?

Kendimi bildim bileli Türkiye’de ideoloji, ırk ve din uğruna insanları doğrayan, mermi yağmuruna tutan ve bombalarla patlatan militanlar bir türlü tükenmemiştir. Her görüş ve renkten üreyen bu militanlar yıllar boyunca yakalanmış, tutuklanmış, hücrelere kapatılmış veya öldürülmüştür ancak bataklıklardan üreyen milyonlarca sivrisineğin bir türlü bitmemesi gibi ülkemizde de terörist, anarşist ve militan sayıları bir türlü azalmamış tam tersine sayıları sürekli artmıştır.
Peki, bu neden böyle oluyor? Mesela İsveç denen ülke terörist üretmezken Türkiye’de teröristlerin bakteri gibi üremesinin sebepleri nelerdir diye düşündüğümde vardığım sonuçlar şunlar.

1) Türkiye hepsi de birbirinden nefret eden yüzlerce ideoloji, görüş, mezhep, cemaat, tarikat ve etnik gruplar içeren bir ülkedir. Her grup ülkeyi esas yönetmesi gerekenin kendisi olduğunu ve kendisi dışında kalanların gerekirse yok edilmesi gereken aşağılık insan sürüleri olduğunu düşünür. Birçoğu dışardan bunu alenen söylemese de kendi ar…