Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ARİSTO VE İKNA STRATEJİLERİ - PATHOS

Yunan filozofu Aristonun insanları ikna stratejileri çatısı altında bahsettiği ikinci kategori Pathos'dur Pathos ikna etmek istediğiniz insanların duygularına hitap etmektir. Onları heyecan,korku,aşk gibi türlü duygularla uyarıp dikkatlerini vermek istediğiniz mesaja yöneltmelerini amaçlar. Pathos stratejisi reklamcıların ve sinema,televizyon ve basın sektörünün en çok kullandığı taktikleri içerir. Şampiyon olmasını beklediğiniz ve çok sevdiğiniz futbol takımınız gol attığı zaman hissettiğiniz heyecan anında ekrandan geçen reklamların,hüngür ağladığınız acıklı bir dizinin en üzüntülü sahnesinin ortasına balyoz gibi inen yemek takımı markasının ve gazetelerin manşetlerini süsleyen birbirinden korkunç veya heyecanlı haberlerin hemen altında yer alan oturma takımı reklamının sebebi işte bu Pathos Stratejisini kullanmaktır. Siyasetçilerin en başarılı olanları da sizde en karmaşık duyguları yaratanlarda çıkar. Sadece sevgi,bağlılık ve hayranlık değil, bir siyasetçi sizde nefret ve ko…

ARİSTO VE İKNA STRATEJİLERİ - ETHOS

Ünlü Yunan Filozofu Aristo insanları ikna etmek için üç yol tavsiye etmiştir. Bunların birincisi ETHOS kategorisi altında açıklanmıştır. ETHOS üç ana bölüme ayrılır İtibar: Bir insanın itibarı geçmişinde yaptığı eylemlere ve söylediği sözlere dayanır. Yani itibarınız sizin hakkınızda başkaları tarafından bilinen ve söylenenlere göre olumlu yada olumsuzdur. Bu sebeple siyasetçiler ve üst düzey yöneticiler için itibarlarının olumlu bir imaja sahip bulunması çok önemlidir. Yalnız burada dikkat etmeniz gereken algılanan itibar ve gerçek durum arasında büyük farklar olduğudur.Geçmişinde bir çok olumsuzluklar bulunan bir siyasetçi veya yönetici,profesyonel bir algı yönetimi çalışmasıyla olumlu bir itibar algısına sahip olabilir. Olumlu itibar algısının korunması da çok önemlidir. Üst düzey siyasetçi ve iş adamlarının itibarları hakkında negatif algıya yol açacak her türlü yayına en sert davaları açmaları da bu yüzdendir. Burada suçlama yapılan ve itibar algısını bozan olayın doğru olup o…
BU İKİ AKTÖRÜN FİLMLERDE OYNADIĞI "TECAVÜZCÜ" ROLLERİNİ BU FİLMLERİN ÇEKİLMESİNDEN YILLAR SONRA "SEVİMLİ" HALE GETİREN VE TÜRLÜ ESPRİLERE KONU YAPARAK TECAVÜZÜ VE TECAVÜZCÜYÜ MEŞRULAŞTIRAN KOMEDYENİYLE,MİZAH DERGİSİYLE,SENARİSTİ,TELEVİZYONCUSU VE YÖNETMENİYLE KOCA BİR SEKTÖR VE BU KARARLARI VEREN KADINIYLA ERKEĞİYLE YÜZLERCE İNSAN ŞİMDİ ÇAMURA YATIP SORUMLULUKTAN KAÇMASINLAR. BU TÜR PAYLAŞIMLAR YAPMAK İSTEMİYORUM AMA SOSYAL MEDYADA ÜÇ GÜNDÜR GÖRDÜĞÜM İKİ YÜZLÜ TAVIR SABIR TAŞIMI ÇATLATTI. KUSURUMA BAKMAYIN.
Cesaret sadece ayağa fırlayıp konuşmak için gerekmez.Bazen oturup "gerçekten" dinlemek de büyük cesaret gerektirebilir.
Bir cebinizdeki değeri düşük bozuk paralar sürekli ses çıkarırken,diğer cebinizdeki değeri yüksek kağıt paralar alçak gönüllü bir şekilde hiç ses çıkarmaz. İnsanında değeri yükseldikçe sesinin azalması ve daha alçak gönüllü olması beklenir
Yakın bir zamanda bünyesinde Profesyonel Koçluk eğitimine başlayacağım "House of Human Koçluk Merkezi" 11-12 Şubat tarihlerinde MCT (Management Centre Türkiye) tarafından İstanbul'da düzenlenen İnsan Kaynakları Zirvesinde yer aldı. İzleyici olarak katılamadığım oldukça başarılı geçen bu zirvede Umut Ahmet Tarakci ve Nuri Murat Avcı beyler tarafından hazırlanan ve sunulan "Senin Metaforun Hangisi" sunumunun çok başarılı olduğu ve büyük beğeni topladığı bilgisini farklı kaynaklardan edindim. Murat bey İzmirdeki eğitim bünyesinde bu özel sunumun kendisi tarafından tekrardan bizlere sunulacağı bilgisini bana verdi ki canlı olarak izlemek benim için heyecan verici ve bilgilendirici olacaktır. House of Human ailesinin başarılarının devamını dilerim.
HER BAKTIĞINI GÖRME HER İŞİTTİĞİNE İNANMA HER DÜŞÜNDÜĞÜNÜ SÖYLEME
Düşük öz güvene sahip ve hayatlarını türlü korkular ve kararsızlıklar içinde geçiren insanların durumu el freni çekilmiş bir şekilde trafikte gitmeye çalışan sürücünün durumuna benzer.
Gittiğiniz yol sizi hedefinize doğru götürmüyorsa,her geçen gün hedefinizden daha da uzaklaşıyorsunuz demektir. Durun,Düşünün ve Yolunuzu değiştirin. Yolun yanlış olduğunu bile bile devam etmeniz sizi hiç istemediğiniz çıkmaz sokaklara götürebilir.
Dünyaca ünlü Amerikan ekonomi dergisi Fortune her sene dünyanın en büyük şirketlerini özel bir hesaplama tekniğine tabii tutarak sıralar. Fortune 500 denilen bu sıralama bir şirketin total başarısının tüm dünyaya güzel bir ispatı ve o listeye giren şirketler için büyük bir onur meselesidir. Amerika'daki Fortune dergisinin yaptığı bu güzel uygulamayı bir süredir Türkiye'de yayınlanan Fortune Türkiye dergisi de sürdürmekte ve Fortune Türkiye 500 listesi yayınlamakta. Listenin tamamını görmek isteyenler bu linke bakabilir. http://www.fortuneturkey.com/fortune500-2013 Resimde gördüğünüz belgeden de anlayabileceğiniz gibi Fortune Türkiye 500'ün son listesinde 33.sırada Teknosa şirketi bulunmakta. Şimdi diyeceksiniz ki ne var bunda. Listeyi incelerseniz Teknosa şirketinin aldığı sıralamanın hemen altındaki şirketler arasında koca koca üretim devleri ve çok eski geçmişe sahip büyük firmalar bulunuyor. Teknosa'yı geride bıraktığı firmalarla kıyaslarsanız dev gibi fabrikaları v…
Hayatını şekillendiren çevren,imkanların veya içinde bulunduğun ülkenin şartları değildir.Hayatını şekillendiren bu zamana kadar verdiğin kararlardır.Şu anki halinden memnun değilsen etrafını suçlamak yerine bu durumda olmana yol açan geçmiş kararlarını gözden geçir.
Olumlu bir zihin içinde bulunduğunuz mutsuz bir durumdan kurtulabileceğinizi söylerken,Olumsuz bir zihin mutsuzluğunuzdan neden kurtulamayacağınıza dair tüm sebepleri size sıralar. Sizin zihniniz hangisi ?
Satrançta hiç bir taşını oynatmayıp hamle yapmazsan oyunu kaybetmen kesindir. Hayat oyununda da eğer hedeflerin doğrultusunda bol bol konuşmanın dışında hiç bir hamle ve hareket içinde olmazsan çok büyük olasılıkla başına gelecek gene kaybediş olacaktır. Düşün,planla,konuş ama mutlaka hamle yap
Karşınıza çıkan her engel,her başarısızlık ve her hayal kırıklığı eğer dikkatli bakarsanız eşit oranda fırsat,başarı ve mutluluk potansiyeli içerir. Karşısında bir duvar görür görmez onu aşmayı hiç denemeden gerisin geriye dönenlerle,o duvarı aşabilmek için elinden geleni yapanlar arasındaki ciddi bir düşünce farkı vardır
Müzik hayatımın önemli bir parçası. Gün içinde ofiste çalışırken ve akşamları evimde sürekli arka planda bir müzik olmasına dikkat ederim. Yeri geldiği zaman yabancı pop ve rockda dinlediğim olur ama genel olarak sevgi duyduğum esas müzik Klasik Müziktir. Benimle birlikte çalışan arkadaşlarımın belki de ilk dikkat ettikleri şey bilgisayarımın hoparlöründen sürekli yükselen birbirinden güzel klasik müzik eserleri olur. Klasik müzik eserlerine hayatımda bu kadar çok yer vermemin ilk sebebi tabi büyük keyif almam. Diğeri de klasik müziğin bilimsel çalışmalarla da desteklenmiş insanı sakinleştirici,beyin dalgalarını düzenleyici ve kısmen odaklanma yeteneğini arttırıcı etkisi. Klasik müziği ve genel olarak müziği bu kadar sevince müzisyenleride sevmemek olmaz. İşte yakından tanıdığım ve çalışmalarını çok beğendiğim bu müzisyenlerden birisi de çocukluk yıllarımdan beri arkadaşım olan değerli müzisyen ve Ensemble Feverish Music Uluslararası Kültür Ajansı kurucusu ve genel koordinatörü Zafer …
Hayat gereksiz ve fazladan tek bir parçası bile bulunmayan kocaman bir puzzle oyunu gibidir. Bu evrensel oyunda her insanın mutlu bir şekilde tam olarak dolduracağı bir yeri mutlaka vardır. Eğer şu an mutsuz ve kendinizi bulunduğunuz yere ait hissetmiyorsanız bunun sebebi size ait olmayan bir yere kişiliğinizi eğip,büküp,zorlayarak sıkışmaya çalışmanızdır.
Limon sıkıldığı zaman içinden limon suyu çıkar çünkü içinde limon suyu vardır. İnsan sıkıldığı zaman da içinde ne varsa o dışarıya çıkar. İnsanların öfkelendikleri zaman dışa vurduklarının içlerinde bastırdıkları düşünceleri yansıtmasının sebebi budur.
Ofisimin bulunduğu rektörlük bahçesinin hemen yanında yer alan ve aralarda bunaldığım zaman etrafında gezindiğim 1857 senesinde inşaa edilmiş St.Mary Magdalene İngiliz Anglikan kilisesi.
Türkiyenin önde gelen zerafet eğitmenlerinden kız kardeşim Ayça Kuru'nun eğitimleri tüm hızıyla devam ediyor. Hangi iş kolunda olursanız olun profesyonel bir imaj verebilmek çok önemli. Bilimsel çalışmalara göre insanlar yeni tanıştıkları bir insan hakkındaki kararlarını ilk bir kaç dakika içinde veriyorlar.Mesela çok önemli bir iş görüşmesi için ilk defa bir araya geldiğiniz kişi sizin hakkınızdaki ilk izlenimini dış görünüşünüze dayanarak oluşturmakta ve daha sonraki tüm düşünceleri de bu ilk izlenim tarafından etkilenmekte. Bunun anlamı şu. Siz kendi alanınızda ne kadar tecrübeli,bilgili ve profesyonel olursanız olun sandalyeye oturuş biçiminizden,çantanızı tutuş şeklinize kadar binlerce veri siz daha ağzınızı bile açamadan karşı tarafın beyninde bir imaj oluşturuyor ve eğer bu negatif bir imajsa ondan artık ağzınızla kuş tutmanız bile nafile oluyor. Bu sebeple nasıl kendi mesleğinizde en son bilgileri edinmeye çalışıyorsanız kişisel imajınız konusunda da kendinizi mutlaka eğit…
Olaylara bakışınız değişirse,baktığınız şeyde değişir.
Geçmişte kim olursanız olun bunun şu andaki durumunuza düşünceleriniz dışında somut hiç bir etkisi yoktur. Siz kim olduğunuzu düşünüyorsanız veya başkaları tarafından kim olduğunuzu düşünmeniz isteniyorsa o kişisiniz.
Afrika hepimizin bildiği ancak gidip bizzat orada yaşama tecrübesini çok azımızın yaşayabildiği koskoca bir kıta. Her ne kadar Afrika güncel gündemimizin dışında kalsa ve Afrika dediğimiz zaman çoğumuzun aklına Televizyonda izlediğimiz belgeseller veya ateş etrafında dans eden yerlileri gösteren filmler gelse de işin gerçeği Afrika sessiz sedasız büyüyen koca bir dev. Yapılan hesaplara göre önümüzdeki on yıl içinde Afrika ülkeleri büyüme oranlarında ciddi artışlar gösterecek ve ticaret hacimleri deyim yerindeyse patlayacak. Eğer fırsatı kaçırmaz ve tam da şu aralar Afrika'ya yatırım yaparsanız yakın bir gelecekte oldukça büyük kazanımlar edinmeniz mümkün. Kısacası Afrika treni kalktı bile ancak daha binilemeyecek kadar hızlanmadı. Afrika'daki yatırım fırsatlarını gündeme getirdiğim yatırım arayışı içinde olan dostlarımın bana ilk verdikleri cevap genelde" iyi de arkadaş tanımayız etmeyiz,ne yerler ne içerler ne konuşurlar hiç bir fikrimiz yok. Oraya cebimize parayı koyup …
Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye 8 bin 300 kilometre sahil şeridiyle denizcilik için ideal bir ülkedir. Türkiyedeki denizcilik sektörü son yıllarda büyük bir atılım içine girdi ve özellikle 2002 yılından bu yana tam 13 kat büyüyerek deniz ticaret filosunu 32 milyon tona çıkardı. Bu rakamlar büyük gibi gözüksede aslında Türkiye gibi denizciliğin stratejik önem taşıdığı bir ülke için yeterli olmayan rakamlardır. Şöyle bir örnek verirsem daha iyi anlarsınız. Türkiye ithalat ve ihracatının yüzde 85'e yakın kısmını denizyoluyla yapmaktadır. Yani şu anda kullandığınız yurtdışından gelen ürünlerin ve bizim dışarıya sattığımız ürünlerin büyük kısmı gemilerle taşınıyor. Peki bu malların ne kadarını Türk gemileri taşıyor derseniz bu oran sadece yüzde 12. Kısacası ülkemizin ticaretinin büyük kısmı denizden yapılmasına rağmen bunun sadece çok az bir kısmını Türk gemileriyle taşıyabiliyoruz. Bu bir yandan negatif bir durum gözükse de aslında Denizcilik sektöründe büyük fırsatların olduğunu…
Geçmişin pişmanlıkları ve geleceğin korkuları sadece kafanızdaki düşüncelerden ibarettir.Yaşadığımız ve yaşayacağımız tek alan sadece içinde bulunduğumuz andır. Size bunu unutturup geçmişiniz hakkındaki pişmanlıklarınızı ve geleceğiniz hakkındaki korkularınızı körükleyerek yönlendirmeye çalışanlara verilecek en güzel cevap içinde yaşadığınız anın farkında olma yeteneğinizi güçlendirmektir.
Reklamlar mutluluğu ürün ve hizmetlerde bulabileceğimize bizi inandırır.Bu sebeple insanlar mutluluğu hep dışlarında ararlar. İşin doğrusu mutluluğun kaynağı bir olay ya da eşyanın kendisi değil sizin o olay veya eşya hakkındaki düşüncelerinizdir.