Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SESSİZ DÜŞMAN.

Herkesin televizyonda veya gazetede okuduklarıyla dünya siyaseti ve güç çatışmaları hakkında her şeyi bildiğini zannettiği; sürekli televizyon kanallarında bir takım bilgisiz ve cahil zevatın kendi taraftarı oldukları siyasi düşünce her neyse olayları kendilerini haklı ama rakiplerini suçlu çıkartacak şekilde yorumladıkları koca bir curcuna içinde aklıma İngiliz dalgıç komando Lionel Crabb geldi. Kendisinin hikayesi dünya üzerinde olan bitenlerin basit açıklamaları olmadığına dair harika bir örnektir. Lional Crabb 1909 senesinde İngiltere'nin başkenti Londranın varoş bir semtinde son derece fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk ergenlik yıllarında bir çok işe girip çıktıysa da en sonunda gemici olmaya karar vererek ticari gemilerde çalışmaya başladı. İkinci Dünya savaşının çıkmasıyla askere alınan Crabb İngiliz Deniz Kuvvetlerinde görev yapmaya başladı. İlk görev yeri Cebelitarık boğazındaki İngiliz üssüydü. Buradaki limanda bulunan gemilere sık sık o dönem İngilterey…

BEBEK BEZİ VE ALGI YÖNETİMİ.

Yeni bebeği olan bir arkadaşım sohbetimiz sırasında hayatının çok değiştiğini ve daha önce farkında bile olmadığı ürünlerin artık hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu mesela örnek olarak artık bebek bezi markaları konusunda uzman haline geldiğinden bahsetti. Bende kendisine bugün çok basit ürünlermiş gibi görünen "kullan at bebek bezleri" sektörünün ilk oluşumu sırasında çok ciddi problemler çıktığını ve bu problemin son derece akılcı bir Algı Yönetimi operasyonuyla çözüldüğünden kendisine bahsettim ve arkadaşım olayı benden dinleyince çok şaşırdı ve bunu mutlaka yazmalısın dedim. Bugün bu değerli "bebek bezi uzmanı" arkadaşımın isteğini yerine getiriyorum. Dünyada ilk kullan at bebek bezi Amerikan Procter&Gamble firması tarafından "Pampers" markası altında üretildi. Bu marka önce Amerikada sonrada tüm dünyada o kadar başarılı oldu ki mesela bir çok Arap ülkesinde bebek bezi yerine direkt Pampers kelimesi kullanılmaya başladı.(İşte biz buna ba…

PUTİNİN KAFASI NASIL ÇALIŞIR ?

Son zamanlarda dünyanın ama özellikle ülkemizin başına bela olmaya devam eden Rusya devlet başkanı Vladimir Putin konusunda bir çok haber ve siyasi analiz okuyorsunuz ve izliyorsunuz ancak ne hikmetse artık bize karşı düşmanlığı aleni hale gelen bu adamın kafası nasıl çalışır ve hangi algı yönetimi tekniklerini rakiplerine kullanır, bu konularda bir çalışmaya rastlamadım. Vladimir Putin konusundaki düşüncelerimi benden görüş isteyen dostlarıma zaten şifahi olarak bildirdim ancak bazı düşüncelerimi de genel olarak paylaşmam faydalı olacaktır düşüncesindeyim. Unutmamalı ki rakip ve düşmanlarınıza kızıp köpürmenin hiçbir faydası yoktur burada yapılacak esas akıllıca hareket bu insanların kafalarındaki mekanizma nasıl çalışır onu anlamaktır böylece onlara karşı önlem alabilir hatta akıllıca hamlelerle kendi çıkarınıza manipule edebilirsiniz. Evet gelelim Putin efendi hakkındaki bir takım tespitlerime. 1) Putin son derece fakir bir ailenin çocuğudur. Sovyetler Birliği zamanındaki ismiy…

DONALD TRUMP NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR ?

Başkan olursa Müslümanları Amerikaya almayacağını ve olanları da İkinci Dünya savaşında Japonlara yaptıkları gibi kontrol ve takibe alacağını seçim kampanyasında beyan ederek başını belaya sokan "süper akıllı" Donald Trump konusunda ilginç bir teorim var ve bir Algı Operasyonu kokusu alıyorum ancak önce biraz ön bilgi vereyim. Donald Trump'un babası Frederick Trump kısaca "Fred" Trump zamanının büyük arazi spekülatörlerindendi. Kendisine Fred dedirtmesinin sebebi de Alman kökenli olduğunu açık eden Frederick ismini kullanmamaktır. Donald Trumpda uzun süre Alman kökenli olduğunu saklamaya çalıştı hatta bir ara babasının İsveçli olduğunu bile iddia etti. (Sıradan Amerikalıların kafasında Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında Almanlarla boğazlaştıkları için Alman asıllı kelimesi bir dönem pek hoş karşılanmıyordu çünkü Alman demek eşittir Nazi demekti. Hoş Trump efendinin son ırkçı lafları imajına hiç yardımcı olmuyor o başka) Baba Fred Trump 1927 senesinde New York…

ALGI YÖNETİMİ VE MARKETİNG.

Ürün ve hizmetlerinizi Pazarlamak yada Marketing operasyonları eğitimlerini verdiğim "Algı Yönetimi" konseptinde oldukça önemli bir yere sahiptir. İyi veya kötü niyetli olarak ayırmadan bir kaç örnek paylaşmak isterim. 1) Bilgisayar oyunları yazılımları üreten ünlü firma EA (Electronic Arts) 2010 senesinde çıkardığı "Dante's Inferno" isimli oyunun satışları çakılınca süper kurnaz bir hamleyle bir kaç sosyal medya danışmanı ve bir kaç tiyatrocu işe aldı. Bu kişiler tüm Amerikada EA firmasının son oyununun açıkça Şeytanı övdüğünü anlatan müthiş bir sosyal medya atağı başlattılar üstüne üstlük bir kaç tiyatrocuda şirketin kapısı önünde sanki aşırı muhafazakar Hristiyan gruplarmış gibi gösteriler yaptı. Bu tip şeylere hassas olan toplumun dikkati bir anda oyunun üstüne çevrilerek oyunun satışları bir kaç ayda rekor üstüne rekor kırdı. 2) Levis firması 90'lı yıllarda piyasa kötüye gidip kot satışları düşünce Dockers markası altında zorlarsanız işyerinde de giyeb…

İNOVASYON AŞAĞI İNOVASYON YUKARI

Bu aralar en kıl olduğum kelimeler listesinin üst sıralarında "inovasyon" kelimesi gelmekte. İçinde İnovasyon kelimesi geçen seminer,kurs,eğitim ve haberden afedersiniz ama bana artık gına geldi. Bu İnovasyon denilen İngilizceden bozma kelimeye bizim dilimizde "Yenileşim" denir. Yani dünyanın değişen koşullarında türlü icatlar,buluşlar ve sistemler ortaya koyarak uyum sağlamak ve öne geçmektir. Peki çok güzel ancak "Başımıza yeni icat çıkarma" sözünün atasözü olarak benimsendiği bu ülkede inovasyon konulu seminerler,kurslar falan açarak bu işlerin altından kalkabilirmiyiz onu bir düşünelim. Bir kere insan kendini kandırmaya çok müsait bir yaratıktır. Şimdi tüm dünyadan ama özellikle Amerika ve Uzakdoğu'dan şakır şakır yeni icatlar,buluşlar her gün hayatımıza girerken bizler de oturup "aaa çok güzel hadi bizde inovasyon yapalım toplayın arkadaşları bir seminerde bunu konuşalım" demekle bu işler olmaz ne yazık ki. Yeni icatlar,yeni buluşla…

TÜRK ŞİRKETLERİNİN NEDEN "EĞİTİMLE İŞİ OLMAZ" ?

Bugün tüm dünyada binlerce şirket çalışanlarına ve üst düzey yöneticilerine harıl harıl türlü eğitim ve kurumsal koçluk hizmeti almakta. Çünkü bu firmaların yöneticileri şunu çok iyi biliyorlar ki eğitimli ve motive insan gücü olmadan ne süslü binaları nede parıltılı ofislerinin öldürücü bir rekabetin yaşandığı global piyasada zırnık kadar değeri yoktur ve siz ne kadar iyi bir komutan olursanız olun savaşmayı bilmeyen bir ordunuz varsa zafer kazanmanız imkansızdır. Bu sebeple tüm dünyada yüzlerce eğitim ve koçluk firmasına bağlı çalışan binlerce profesyonel eğitmen ve koç onbinlerce firmaya hizmet yetiştirmeye çalışmakta ama buna rağmen halen bu tip hizmetlere duyulan açlık tüm dünyada yükselerek devam etmektedir. Gelelim güzel ülkemize.. Bizim canım ülkemizde adam gibi doğru dürüst eğitim ve kurumsal koçluk hizmeti veren firmaların sayısı oldukça az olduğu gibi bunların bünyesinde hizmet veren donanımlı,birikimli,ağzı laf yapan ve eğitim hizmetini hakkıyla verebilecek eğitmen sayısı …

HENRY FORD VE HAFTASONU TATİLİ

1926 senesinde Ford otomobil fabrikasının kurucusu ve dünyanın ilk seri üretim bandının mucidi Henry Ford fabrikalarındaki tüm işçilerin Cumartesi ve Pazar günü tatil yapmasına karar verdi. "Hafta Sonu" kavramı da bu karardan sonra meydana çıktı. Ford bunu yapana kadar çalışanların hafta sonu tatili diye bir kavram yoktu. Peki Ford bunu çok iyi bir insan olduğu için mi yaptı ? Hayır. Henry Ford her büyük işadamı gibi çok iyi bir algı yönetimi uzmanıydı. Ucuza mal ettiği otomobilleri çalışan kesime satabilmesi için o insanlarda otomobil sahibi olma ihtiyacı yaratması gerektiğini biliyordu ama sürekli çalışan ve iş dışında vakti olmayan bir çalışanında otomobil almasına çok da gerek olmayacaktı. Ford amacına ulaşmak ve insanların otomobillerini kullanabilecekleri vakte sahip olmaları için "hafta sonu" kavramını yaratması gerektiğini anlamıştı ve kendisi bunu başlattığı anda diğer sektörlerdeki fabrikalarda çalışan işçilerde doğal olarak bu hakkı isteyeceklerdi. Hatta…

Son derece ilginç sembolizmler içeren bir tablo.

İlginç tablolara imza atan dün de başka bir eserini paylaştığım Jon McNaughton'dan son derece sembolik bir tablo. Tablonun ismi "Peace is coming" yani barış geliyor. Tablo ismini İncilin Yeşaya bölümünden alıyor. Hristiyanların inancına göre Kıyamet koptuğu zaman Hz.İsa yeryüzüne inecek yepyeni bir dünya kurulacaktır ayete göre "RAB uluslar arasında yargıçlık edecek, Birçok halkın arasındaki anlaşmazlıkları çözecek. İnsanlar kılıçlarını çekiçle dövüp saban demiri, Mızraklarını bağcı bıçağı yapacaklar. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, Savaş eğitimi yapmayacaklar artık."(Yeşaya 2/4) 1)Tablo son derece ilginç sembolizm ve algı yönetimi tuşlamaları içermekte. Özellikle resmin çizildiği dönemde Irak İşgali ve Büyük Ortadoğu projesinin gündemde olduğunu düşünmenizi isterim. Resmin zaten hedef kitlesi Amerikanın tutucu Hristiyan kesimi. 2) Birbirine düşman askeri figürler yan yana getirilmiş. Mesela Amerikan askeri ve Arap savaşçı veya İspanyol askeriyle Kızılde…

TELEVİZYON ZİHİNLERİ NASIL KONTROL EDER

Şu an televizyon karşısında değilseniz ve bu yazıyı okuyabiliyorsanız şanslısınız çünkü içinde bulunduğumuz saniyede milyonlarca insan evlerindeki ışıklar saçan kutunun karşısında hipnoz edilmiş bir şekilde sadece durmakla meşguller. Bir Algı Yönetimi Eğitmeni ve temel olarak insanların algılarıyla farkındalıkları üzerine çalışan Profesyonel bir Koç olarak söyleyebilirim ki Televizyon dediğimiz alet icat edilmiş en müthiş algı kontrolü cihazlarından birisidir. İşin en güzeli de bu cihazı kimse sizin evlerinize zorla sokmuyor hatta zorla sokmak bir yana üzerine de bir ton para ödüyorsunuz. Konu hakkında bir kaç fikrimi sizinle paylaşmak isterim. 1) Televizyonun esas yaptığı iş insanların düşünce akışını etkilemektir. Düşünce akışınızı etkilemek için öyle ilginç teknikler kullanırlar ki insanlarda bağımlılık meydana getirirler. Yapılan araştırmalara göre ortalama bir insan günde en az dört beş saatini televizyon başında geçirmektedir. Bunun ne kadar korkunç bir rakam olduğunu anlamanız …

E-TİCARET BAŞARINIZ İÇİN PSİKOLOJİK TAKTİKLER

Dünya ticareti yavaş yavaş E-Ticaret yönüne doğru kaymakta. Artık bir E-Ticaret sitesi olmayan şirkete taş devrinde kalmış muamelesi yapılıyor. Ancak dünyanın parasını döküp en son model bir E-Ticaret sitesi açmanız bu alana girip başarılı satışlar yapmanız için yeterli değildir. İnsanların sizin ürünlerinizi bol bol tıklayıp sepetlerine atmaları için çeşitli psikolojik taktikleri de zekice ve yerinde kullanmanız lazımdır. Bu taktiklerden çok basit bir kaç örnek vermem gerekirse. 1) İnsanlar kendilerine bir şey verildiği zaman kendilerini o hediyeyi veren kişiye karşı "borçlu" hissederler. Bu açıktan faydalanmak için e-ticaret sitenizde sattığınız ürünlerin yanında mutlaka "bedava" bir şeyler vermeye çalışın. Bu hediye çok ucuz hatta ufacık bir ürün örneği bile olsa yarattığı psikolojik etki değişmeyecek ve müşteriniz sitenizden ikinci bir kere alışveriş yapma kararına daha çabuk ulaşacaktır. Unutmayın herkes bedava bir şeyler almaya bayılır. 2) İnsanlar tutarlı ol…
Algı Yönetimi ve İkna Taktikleri Eğitimi - www.serdarkuru.com
Not: Yakın bir zamanda eğitim vereceğimiz kurumlar arasına Türkiye'de pazarlama ve emlak sektörlerinde isim yapmış iki büyük kurum daha katılıyor. Güzel gelişmeleri yakında paylaşacağım. Sevgilerimle

BALMAIN İZDİHAMI VE LÜKS TÜKETİMİN PSİKOLOJİSİ.

Bugün sosyal medyaya hepinizin bildiği gibi son derece eğlendirici görüntüler düştü. Hala izlemeyen varsa önce linki paylaşayım bir baksınlar. https://www.youtube.com/watch?v=EIiTFBoHdNc Görüntülerin ilginç tarafı son derece lüks bir Fransız moda markası olan Balmain firması için düzenlenen bir organizasyonda hepsi de birbirinden elit ziyaretçiler ki aralarında ünlüler de bulunmakta raflarda ne görürlerse kıtlıktan çıkmış gibi yağmalamaları hatta bazen birbirlerini ezmeleriydi. Konu hakkında gün boyu çeşitli yorumlar yapıldı ancak benim asıl ilgilendiğim tarafı bu tür lüks ürünlerin müşterilerinde böylesi derin bir saplantıya varabilecek tutkuyu oluşturma yöntemleri oldu. Algı yönetimi konusunda tam da bu alanlarda eğitim veren biri olarak konu üzerindeki düşüncelerimi paylaşmak isterim. 1) Lüks ürünler kullanıcılarında özel bir psikolojik durum yaratacak şekilde konumlandırılır. Bu ürünleri giyerken,sürerken veya kullanırken sanki bulunduğunuz sosyal sınıfın bir üstüne geçmiş gibi h…

BİR SEÇİMİ KAYBETMENİN YOLLARI.

1) Size oy verecek insanların tüm sevgisini ve sempatisini kaybetmek için elinizden geleni yapın.İnsanlara garip gelen,yabancı buldukları ve kendilerine benzetemedikleri imaja sahip insanları vitrininize çıkarın ve onların anlamayacağı konularda karmakarışık laflar edin. Toplumun çoğunluğunu temsil etmeyen uç ve radikal görüşleri sık sık telaffuz edin ve bu tip insanları sürekli televizyonlarda kavga etmeye gönderin. 2) Bir kilo kömürün veya bir kilo makarnanın fakirliğin pençesinde yaşayan bir çok insan için ne kadar değerli olduğunu hiç umursamadan böyle tepeden tepeden bakarak "oylarını bir kilo kömür ve makarna için satıyorlar" falan deyin. 3) İnsanların gelecek korkularını körükleyecek türlü felaket senaryolarını sürekli etrafınıza yayın. "Ekonomik kriz geliyor","hepimiz işsiz ve aç kalacağız" veya "ülke iç savaşa gidiyor" gibisinden laflar edin. Böyle durumlarda insanların kendilerini koruma güdüsüyle en denenmiş ve güçlü olarak algıladıkl…

Seçim Sonuçları ve AK Partinin başarılı algı yönetimi.

Seçim sonrası yorumları okuyorum ve izliyorum. Algı yönetimi ve İkna stratejileri üzerine eğitimler veren ve Davranış Değişikliği konularında az buçuk okumuş yazmış birisi olarak bir kaç yorumda ben eklemek isterim. Tabi kafanız hala seçim muhabbetlerinden şişmediyse. 1) İnsanlar kendilerine benzer olan insanlara sempati duyarlar. Çoğunluğun ortalamasına benzer bir imajı insanlara sunarsanız oylarını almanız olasıdır. Yani kısacası "halktan kopuk olmama" demek halkın çoğunluğuna benzer olmak demektir. 2) Kaos,belirsizlik ve otorite boşluğunu insanlar sevmez. Böyle bir durumda en denenmiş ve görece en güçlü imaj veren siyasi iradeye yönelirler. Aşırı evhamlı ve ikircikli tutumlar insanlarda "güçsüz" algısı yaratır. İktidar ve güç onu talep edene gider. 3) Ufukta gözüken yokluk ve kıtlık günleri algısına karşı "sığınılacak son liman" ve "kullanılacak son şans"gibi propagandalar insanlar üzerinde çok etkili olur. Bu algıyı iyi yönlendirenler kazanı…

CANDY CRUSH OYUNUNDAN ÖĞRENEBİLECEKLERİNİZ.

Şu sıralar hangi toplu taşıma aracına binsem veya insanların beklemesi gereken ortamlarda bulunsam herkesin cep telefonunda bir takım şekerleri büyük bir hazla patlattığını görüyorum. Peki bu oyunun çoğu insanda bağımlılık yaratan başarısının altında yatan psikolojik faktörler nelerdir ve kendi işimizde bundan nasıl faydalanabiliriz ? Öncelikle oyunda patlatılan maddelerin şeker olması çok önemli. Çünkü şeker neredeyse her insanda çocukluk dönemlerinin güzel hatıralarını tetikler. Şekerlerin yarattığı mutlu ortam bize çocukluğumuzda yaşadığımız sorumluluk ve korkularımızın çok az olduğu dönemi hatırlatır. Bir sürü sorumluluk, iş ve korkunun cendereye çevirdiği "yetişkinlik" gerçeğimizden oyunun yarattığı eğlenceli sanal ortama kaçabiliriz. Bu sanal ortam aynı zamanda geçici olarak stres seviyemizin düşmesine de sebep olur. Oyunun ikinci başarılı unsuru bağımlılık yaratması. Bunu da güzel müzikli bir ortamda rengarenk şekerleri patlattığınız zaman oyunun size "Tatlı"…
Ayça Kuru Akademi bünyesinde hazırladığımız "Kurumsal Algı Yönetimi ve İkna Taktikleri" eğitimimiz başarıyla sonuçlandı. Doğa Holding bünyesindeki Medyarena firmasının üst düzey yöneticilerine verilen yoğunlaştırılmış eğitim benim içinde oldukça keyifliydi.
Radyo Pause'da değerli yayıncı Murat Akgün beyin programında çok keyifli bir sohbette bulunduk. Algı yönetiminin hayatımıza etkilerini özel ilişkilerimizden tutun şirketlerin kurumsal kullanımlarına kadar çok güzel müzik araları eşliğinde ele aldık.Bir kaç gün içinde sizlerin faydalanması için ses kaydınıda paylaşacağım. Program sonrası yaptığımız özel sohbette vizyonu ve yayıncılığa bakış açısıyla beni oldukça etkileyen Murat Akgün beye bu sıcak ve çok keyifli programı için teşekkür ederim.
TRT İzmir bünyesinde katıldığım radyo programında Algı Yönetiminin kurumsal alanda kullanımı ve günlük hayatımıza etkilerini konuştuk. Hepsi birbirinden değerli yayıncılar Mine Tolga hanım,Çiğdem Adalı Kayseri hanım,Pınar Tosunoğlu Ağırbaş hanım ve İbrahim Irmak bey ciddi altyapıları olduğunu belli eden birbirinden güzel sorularıyla bana çok keyifli bir program deneyimi yaşattılar. Hepsine ilgileri ve sıcak ama aynı zamanda profesyonel programcılıkları için teşekkür ederim.
Peryön Ege Şubesinin düzenlediği İnsan Yönetimi Zirvesinde İzmir Gelişim Akademisi olarak açtığımız tanıtım standımız iki gün boyunca bir çok profesyonelin ilgisini çekti. Son derece iyi organize edilmiş Zirve bizim içinde oldukça keyifliydi. Toplantılar esnasında tanıştığımız pek çok Profesyonelden çok olumlu yorumlar aldık. Yoğun programları esnasında İzmir Gelişim Akademisine vakitlerini ayıran değerli Ertuğrul Özkök ve Fatih Portakal beylere de ayrıca teşekkür etmek isteriz. Kısacası harika bir tecrübeydi emeği geçen herkese teşekkürler.

KENDİN OL(MA)

Kişisel gelişim pazarında en popüler laflardan biri "Kendin Ol" nasihatıdır. İnsanlar bu lafa bayılırlar. Hayatın bir çıkmaza mı girdi ? Kendin ol çıkarsın. İş hayatın duvara mı tosladı ? Kendin ol kurtulursun. Şirketin zararda mı ? Kendiniz gibi olun herkes sizin malınızı ve hizmetinizi kapış kapış satın alır....gibisinden gider bu nasihatlar bu şekilde. Her hastalığa iyi gelen "Askeri Aspirin" (bilenler bilir) gibi bir şeydir bu. Her türlü derdin devası basit kendin ol yeter diyip geçerler. İnsanların bu nasihatı çok beğenmelerinin en büyük sebebi çaba göstermek,eğitim almak,kitap okumak,düşünmek ve çok çalışmak gibi şeylere gerek kalmadan sadece "kendileri olarak" başarılı olacaklarını zannetmeleridir. Başarı için gereken akıl,eğitim,strateji ve türlü faktörlerin hepsi sanki insanın özünde varmış gibi düşünülür. Hem ne güzel eğitim almadan,çaba göstermeden,kendine ve işine bilgi yatırımı yapmadan hemen "Kendin Olarak" başarıya ulaşacaksın bun…

KİŞİSEL GELİŞİM

Bak arkadaşım Kişisel Gelişim boş hayaller ve temeli olmayan plansız hedefler demek değildir. Sana birileri hiç çalışmadan,planlamadan ve acı çekmeden "hayatta her istediğin olur yeter ki iste" diyorlarsa koca bir kuyruklu yalanı sana pazarlıyorlar haberin olsun Bak güzel arkadaşım gerçeklerden kaçarak ve doğrulardan korkarak kabuğunun içindeki pişmiş fıstık gibi başarıya ulaşamazsın. Başarı için doğrularınla yüzleşmelisin. Benim eğitimlerimde asla ham hayaller ve "yaparsın sen" türü gazlamaları bulamayacaksın Şimdi sana bedavadan bir kaç "doğru" veriyorum kıymetini bil. Canım kardeşim gençlik ve üniversite yıllarını kantinde batak, telefonda top patlatma oyunu ve romantik mekanlarda aşk peşinde geçirmişsen ve ne doğru dürüst derslerine ne de iş tecrübesi kazanmaya vakit ayırmamışsan kusura bakma ama seni uzun süreli bir işsizlik bekliyor. Çünkü kimse senin güzel yüzüne bakarak sana iş vermeyecek. Birilerinin ceplerinden çıkartıp sana para vermesi için se…

İKNA TAKTİKLERİ VE ALGI YÖNETİMİ EĞİTİMLERİ İZMİR VE İSTANBULDA BAŞLADI.

Uzun zamandır üzerinde çalıştığım "İKNA TAKTİKLERİ VE ALGI YÖNETİMİ" eğitim programım İzmirde ve İstanbulda hizmetinize girmiştir. Bu alanda yapılan son bilimsel araştırmalar,yüzlerce yazılı ve görsel kaynağın sentezlenerek bir araya getirildiği bu eğitim programına katılmanız halinde çok kısa bir zaman içinde kolaylıkla öğrenebileceğiniz ikna prensipleri hayatınızda büyük bir farklılık meydana getirecektir. Etrafınızda gördüğünüz veya medya üzerinden tanıdığınız çok başarılı insanların bu başarılarının arkasında hangi gizli ikna prensiplerini kullandığını anlayacağınız gibi bu taktiklerin size karşı kötü niyetli bir şekilde kullanılması halinde kendinizi nasıl koruyacağınızı da öğreneceksiniz. Bu eğitimi bitirdiğiniz zaman İzmirden katılıyorsanız "İzmir Gelişim Akademisi" İstanbuldan katılıyorsanız "Ayça Kuru Akademi" tarafından verilecek harika bir sertifikanın sahibi olacağınız gibi bundan sonra aslında "Hayır" demek istediğiniz hiç bir ş…

L'OREAL MARKASININ ÇIKTIĞI KÖHNE MUTFAK.

Bir çok insan müthiş fikirleri olduğundan ama paraları olmadığı için bu fikirleri hayata geçiremediklerinden yakınıp durur ancak L'Oreal denen dev güzellik ürünleri markasının kurucusu Eugène Schueller'in beş parasız bir şekilde işe başlayarak azimli ve akıllı bir çalışma sonucu ortaya çıkardığı milyarlarca dolarlık dev başarı aslında "parasızlığın" sadece bir bahane olduğunu ispatlamıştır. 1904 senesinde Paristeki üniversitesinden kimyager olarak mezun olduktan sonra evine kapanan genç Eugène Schueller her gece evinin mutfağında türlü boyalarla deneyler yapmaktadır ve amacı tamamen doğal görünen bir saç boyası bulmaktır. Geceleri evinde ürettiği saç boyalarını ufak şişelere doldurarak sabahın ilk ışıklarında şehirdeki bayan kuaförlerini tek tek gezmekte ve bunları türlü taktiklerle İKNA ettiği yerlere satmaktadır. İşleri o kadar güzel gider ki bu beş parasız kimyager genç iki sene içinde biriktirdiği paralarla kendi şirketini açar. L'oreal markası doğmuştur. …

Honda ve çelikten iradesi.

Ürettiği otomobiller ve motosikletleriyle tanınan Honda firmasını çoğumuz biliriz peki kurucusu olan Soichiro Hondanın ilham verici başarı hikayesi ve müthiş irade gücü hakkında ne biliyoruz ? Bu yazımda Bay Hondanın çoğunuza ilginç geleceğini ve kendi hedefleriniz doğrultusundaki mücadelenizde size ilham vereceğini düşündüğüm başarı hikayesini paylaşmak istiyorum. Bir çok ülke gibi Japonyada 1930'lu yıllardaki büyük ekonomik krizde sersefil olmuştu. İşte bu zorlu dönemde erken yaşlarında çalışma hayatına atılmak zorunda kaldığı için diploması olmayan ama motor ustalığı konusunda büyük bir beceriye sahip Soichiro Honda isimli genç bir adam mahalle arasında açtığı küçücük atölyesinde sürekli olarak motorlarla uğraşıyor ve yeni bir icat bulabilmek için kafa patlatıyordu. Honda yıllar süren ve tamamen kendi imkanlarıyla giriştiği araştırmalar sonucunda "Piston Segmanı" konseptine dayanan yeni bir motor dizaynı keşfetti. Hedefi o dönemlerde Japonyada yeni yeni faaliye…